Uzmanından "borderline kişilik bozukluğu" değerlendirmesi

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, borderline kişilik bozukluğu konusunu değerlendirdi.

ALPARSLAN DİYARI- Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen, Tarhan, kişilik bozukluklarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, kişilik bozukluklarının üç ana kümeye ayrıldığını ve borderline kişilik bozukluğunun B kümesi olarak bilinen empati yoksunluğunun baskın kişilik bozukluklarından biri olduğunu belirtti.

 

 

Tarhan, borderline kişilik bozukluğunun söz konusu olduğu durumlarda, kişinin sosyal sınırlarını, duygusal sınırlarını, bireysel sınırlarını çizememesinin söz konusu olduğunu aktararak, "Kendisiyle ilişkisinde kendi iç dünyasıyla, dış dünyayla ilişkilerde sosyal ilişkilerde aile ilişkilerinde, iş ilişkilerinde sınırlarını çizemez bu kişi. Kendi gücünü, kapasitesini, haddini bilebilen kimse saygıdeğer oluyor. Ama bu borderline kişiler sosyal sınırlarını, kendi iç dünyasındaki sınırları bile bilemiyor. Nerede üzülecek, nerede gülecek, kendi duygusal okuryazarlıkları yok. Kendi duygularının farkında değiller." ifadelerini kullandı.

 

 

 

Borderline kişilik bozukluğu ile bipolar bozukluk arasındaki ilişkiye de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, "Borderline kişilik bozuklukları olan kişiler yaşam boyu takip edilmiş ve yüzde 96'sı bipolar tanısı almış. Bipolara zemin hazırlıyor. Onun için bazı araştırmalar bunlara bipolar altı diyorlar. Bipoların alt formu. Eşik altı bipolar diyorlar. Eşik altı duygu durum bozukluğu ile ilgili. Zaten eşik altı bipolar tanısı alırsa ilaç tedavisi gerekiyor." bilgisini paylaştı.

 

 

 

Tarhan, ilaç tedavisiyle hastanın düzeldiğini ve borderline zannedilen kişilerin aslında eşik altı bipolar olduğunu kaydetti.

 

 

 

Borderline kişilerin soğukkanlı ve sakinleştirici olmadıklarını da anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları kaydetti:

 

 

"Bu kişiler ani dürtüyle akla gelen ilk şeyi yaparlar. Duyduklarına hemen inanırlar. Çok tehlikeli araç kullanırlar. Cinsel yönden çok dürtüseldirler. Madde kullanımı, yeme konusunda, ilişkiler konusunda da çok dürtüseldirler. Çok sık intihar davranışları vardır. Bir de içlerinde hep kronik bir boşluk duygusu vardır. Kaygılı kişilerdir. Kendilerini gevşetip rahatlamazlar. Tutarsızlık vardır. Devamlı dengesizdirler, dengesiz kişiliklerdir. Para harcamada da dürtüsellerdir. Sonunu düşünmeden hareket etme eğilimleri vardır. Kimlik karmaşası da vardır. Normalde ergenlik döneminde kimlik karmaşası yaşanır. Sosyal kimlik, etnik kimlik, cinsel kimlik bununla ilgili karmaşa yaşar, bir karar verilir. Bu kişiler kimlik karmaşasını bitiremezler ergenlikte."

 

 

 

Tarhan, bu kişilerin kendilerini hiç tanımlayamadıkları ve kendileriyle barışık olamadıkları için insan ilişkilerini de sağlıklı yürütemediklerini ifade ederek, "Ruh sağlığının birinci adımı kendimizden başlıyor. Öz bilinç kendini tanıma, öz yönetim kendini yönetme. Bu kişiler kimlik karmaşası yaşadıkları için, kendilerini tanıyamadıkları için mutsuzlukları da bulaşıcıdır. Beraber yaşadıkları kişiler üzüldüğünü de anlayamaz, kızdığını da sevindiğini de… Ne zaman ne yapacağını kestiremezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

Tarhan, bu tarz kolay öfkelenen kişilerin kuşkucu olduklarını ve stres karşısında çok kolay dağıldıklarını da dile getirerek, "Bir şey yolunda gitmediği zaman kolayca dağılırlar. İntihar oranları çok fazladır. Diyelim toplumda intihar oranları binde 1 ise borderline kişilik bozukluğu olan kişiler arasında yüzde 7,5. Yani 100 kişiden yedi buçuğu intihar ediyor. İntihar girişiminde bulunuyor. Yüksek bir oran. Bu kişiler mutlu da olsa sık sık depresyona, anksiyete giriyorlar, duygu durum bozuklukları yaşıyorlar. Çok kolay kavga ediyorlar." bilgisini paylaştı.

 

 

Bu kişilerin iç dünyasında dünyayı tehlikeli, zararlı bir yer gibi algıladıklarını da kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bu kişilerin yanlış düşünce ve duygu kalıpları olduğunu, sevilmediklerini zannettiklerini belirtti.

 

 

Anne babaların tutumlarına işaret eden Tarhan, şu ifadeleri kullandı:

 

 

"Çocuğa karşı çok aşırı kontrolcü anne babaların çocuklarında oluyor. Çocuğun yediğine karışıyor, içtiğine karışıyor. Şunu giyeceksin bunu giymeyeceksin diye çocuğu devamlı diken üzerinde yaşatıyor. Böyle çocuklar borderline adayı oluyorlar. Anne baba çocuğu sakinleştirip rahatlatsa bile devamlı kaygılı. Aşırı mükemmel çocuk yetiştireceğim, proje çocuk yetiştireceğim diyen anne babaların çocuklarında da oluyor bu. Mükemmel olsun derken çocuk tamamen öbür uca kayıyor, iki uç arasında gidip geliyor çocuk."

 

 

Tarhan, kişilerin sosyal ilişkileri bozulduğunda, dürtüsel para harcamaları olduğunda, yaptığı hareketler ilişkilerine zarar verdiğinde yardım için başvurduğunu kaydetti.

 

 

 

Prof. Dr. Tarhan, bazı vakalarda borderline kişilik bozukluğu ve dürtü kontrol bozukluğuna bağlı aşırı yeme olduğunu anlatarak, şu açıklamalarda bulundu:

 

 

"Bazılarında yeme kontrolü bozukluğu, anoreksiya nevroza vakalarına da çok rastlanır. Kestiremezsiniz nerede, ne zaman nasıl davranacağını. Çeşitli kişilik testleriyle borderline kişilik bozukluğu kolayca tespit ediliyor. En az 6 ay destek tedavisi yapılıyor. Belli bir düzelme sağladıktan sonra koruyucu döneme geçiliyor. 2 ile 5 yıl arasında takipte tutuluyor, böyle durumlarda borderline kişilik bozukluğu evliliği yürütebilir hale geliyor, iş başarısını yürütebilir hale geliyor, ama kişinin farkına varması bir kere birinci şart. Farkına vardığı zaman çözümü kolay, farkına varmazsa ancak başı büyük bir derde girdiği zaman farkındalık başlıyor, onu fırsat olarak kullanıyoruz. Kadınlarda da borderline kişilik bozukluğu daha çok gözüküyor. Sınır tanımadığı zamanlar erkekler kolayca yasal sorunlar yaşamaya başlıyor. 18 yaşın altında kişilik bozukluğu tanısı koyulmaz. 18 yaşın üzerinde konulur, çünkü çocuğun kişiliği daha oturmamıştır."

 

"AA"

 

 

 

 


15.04.2024 14:02:49