Denizolgun'un ölümündeki otopsi görüntüleri sorgulanıyor
Denizolgun'un ölümüyle ilgili soruşturma çerçevesinde hazırlanan iki iddianame, otopsi görüntülerine dair çelişkileri ve özel doktorun ifadelerindeki tutarsızlıkları içeriyor.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında yaşanan ölümüne dair yürütülen soruşturma kapsamında, tam 10 yıl sonra iki önemli iddianame hazırlandı.
Otopsi videosuna dair tutarsızlıklar
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulan bu iddianameler, otopsi görüntülerinin varlığına ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan alınan yanıtlardaki çelişkileri merkeze alıyor. İlk iddianamede, 2026 yılında talep edilen video kaydının başlangıçta “yok” olarak bildirilmesine rağmen, aynı gün içinde “var” şeklinde cevap verilmesi üzerine bir soruşturma başlatıldığı kaydediliyor. Bu nedenle, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlamasıyla 3 Adli Tıp görevlisi hakkında dava açıldı.
Doktorun ifadelerindeki çelişkiler
İkinci iddianame ise Denizolgun'un özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol'un ifadelerindeki tutarsızlıkları ele alıyor. Demirkol 2026'daki ifadesinde, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli bulmadığını belirtirken, olay yerinde yalnızca iki kişinin bulunduğunu savundu. Ancak savcılık, polis kayıtları ve HTS bilgileri gibi delillerle Demirkol'un beyanlarının çeliştiğini ortaya koydu. Özellikle, 155’i arayan kişinin Demirkol olduğu ve kendisini “ailenin hekimi” olarak tanıttığı bilgisi dikkat çekiyor. Ayrıca, 2016 tarihli tutanakta Denizolgun'un yüzündeki kanın yastığı ıslattığı belirtilirken, Demirkol'un 2026'daki ifadesinde böyle bir kan görmediğini söylemesi önemli bir çelişki oluşturdu. Bu nedenlerden ötürü Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçlamasıyla kamu davası açıldı. Her iki iddianame de 2 Ekim 2026 tarihinde düzenlenmiş olup, Adli Tıp görevlileriyle ilgili dosya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Demirkol hakkında olan dosya ise Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Demirkol'un tutuklu yargılanmasına devam ediliyor.


