Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen "100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri" etkinliğinde önemli açıklamalarda bulundu. Etkinlikte, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin yanı sıra savunma sanayii alanındaki iş birliği potansiyeli de masaya yatırıldı.
Ticaret hacmi ve yatırım hedefleri
Erdoğan, konuşmasında iki ülke arasındaki ticaret hacmine dikkat çekerek, 2025 yılında 38 milyar doları aşması beklenen bu rakamın, 2026'nın ilk sekiz ayında 28 milyar dolara ulaştığını belirtti. Yıl sonu itibarıyla ticaret hacminin 40 milyar dolara ulaşacağını öngördüğünü ve ABD ile belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hedefini gerçekçi ve ulaşılabilir bulduğunu ifade etti. Ülke ekonomisinin son 24 yılda kaydettiği gelişmeye vurgu yapan Erdoğan, milli gelirin 236 milyar dolardan 1,8 trilyon dolara yükseldiğini, kişi başına düşen gelirin ise 2026 sonunda 20 bin doları aşmasının beklendiğini aktardı. Doğrudan yabancı yatırım miktarının 300 milyar dolara yaklaştığını belirten Erdoğan, “Türkiye'ye yatırım yapan hep kazançlı çıkmıştır. Türkiye, kendisine güveneni hiçbir zaman yarı yolda bırakmamıştır” sözleriyle yatırımcılara güvence verdi.
Savunma sanayiinde ortaklık vurgusu
Savunma sanayii alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alandaki engellerin aşılması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin savunma sanayii ihracatının 20 yıl önce 248 milyon dolar iken, bugün 10 milyar doların üzerinde bir seviyeye ulaştığını hatırlattı. Küresel savunma malzemeleri ihracatındaki Türkiye payının son 5 yılda yüzde 120'nin üzerinde arttığını belirten Erdoğan, savunma sanayii ihracatında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girileceğine inandığını dile getirdi. ABD ile ortak üretim imkanları dahil olmak üzere savunma sanayii alanındaki iş birliğinin çok boyutlu geliştirilmesinin, her iki ülkenin ortak faydasına olacağını ifade etti. Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki güçlü bağların ve müttefiklik hukukunun, diplomatik ilişkilerin ikinci yüzyılında daha da güçlenmesi temennisinde bulundu.





