Hasan Uzun'un istinaf duruşması 24 Kasım 2026'da
Kamil Keskin, Hasan Uzun hakkındaki yargılamada usulsüzlük iddialarını gündeme getirerek karara itiraz ettiklerini açıkladı. Dosyanın istinaf duruşması 24 Kasım 2026'da görülecek.

İtalya'da yaklaşık 2,5 yıldır süren Hasan Uzun davasında, avukatı Kamil Keskin yargılama sırasında usulsüzlükler yaşandığını ve müvekkilinin siyasi ya da bürokratik hesapların hedefi olmuş olabileceğini öne sürdü. Uzun; dönemin Papa'sı Francesco'ya suikast planı, terör örgütü üyeliği ve silah bulundurma suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Keskin, Uzun'un suikast planı ve terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmediğini, cezanın silah ve mühimmat bulundurma suçlaması üzerinden verildiğini belirtti. Keskin, daha önce yaptıkları açıklamaların bazı ulusal ve uluslararası haber platformlarından kaldırıldığını, Avrupa basınındaki haberlerin ve İtalyan savcısının sosyal medyada yayımlanan açıklamasının da silindiğini iddia etti. Bu gelişmelerin sürecin şeffaflığı konusunda soru işaretleri yarattığını söyledi. Uzun'un soruşturma dosyasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait iki fotoğraf bulunduğunu ve sorguda kendisine önce bu fotoğrafların gösterildiğini de ileri süren Keskin, konuyu Türkiye'nin ilgili diplomatik temsilcilikleri ile Dışişleri Bakanlığına bildirdiklerini aktardı. Aldıkları yanıtın meselenin İtalyan iç hukukunu ilgilendirdiği yönünde olduğunu belirtti.
İhbar tarihine ve valizdeki silaha ilişkin iddialar
Keskin'in aktardığına göre Uzun, 6 Temmuz 2024'te İtalya'nın Trieste Tren İstasyonu'ndan aktarma yaparak ayrıldı; Papa Francesco ise 7 Temmuz 2024'te aynı istasyona gitti. Interpol raporlarında suikast ihbarının 16 Temmuz 2024'te alındığı belirtiliyor. Keskin, Uzun'un olaydan önce istasyondan ayrıldığını ve sonrasında İtalya'ya gitmediğini savunarak, daha sonra alınan ihbar nedeniyle nasıl suçlandığının açıklanmasını istedi. Trieste Emniyet Müdürlüğünün basına yansıyan açıklamalarında suikast planına ilişkin kanıt bulunmadığının ve Uzun'un terörizmle bağlantısının tespit edilmediğinin ifade edildiğini de öne sürdü. Avukatın anlatımına göre Uzun, Trieste Tren İstasyonu'ndaki Bricco Cafe'ye girip valizini bıraktıktan sonra telefon hattı almak için yakındaki başka bir işletmeye gitti. Döndüğünde polisleri valizinin yanında gördü; dil bilmemesi ve evraklarıyla sorun yaşayabileceği endişesiyle bölgeden ayrıldı. Valizde silah bulunduğu iddiasıyla hakkında işlem başlatıldı. Keskin, kafenin alışılmışın dışında saat 16.00'da kapatıldığını, iki kişinin valizi karıştırdığı iddia edilen görüntüler ile polislerin valizi kamera açısından çıkardığına ilişkin kayıtların araştırılması gerektiğini söyledi. Keskin, silah üzerinde Uzun'a ait parmak izi ya da DNA bulunmadığını ve silahın ilk incelemeden önce polislerce çıplak elle tutulduğunu iddia etti. Mahkeme tutanaklarında yer alan tanık Castellı'nın ifadelerine dayanarak, silah üzerinde bazı işlemler yapıldığının söylendiğini, ancak alınmış olabilecek sürüntü örneklerinin analiz edilmediğinin belirtildiğini aktardı. Valizdeki silahın kim tarafından bırakıldığının belirlenmesi için kamera kayıtlarının eksiksiz incelenmesini ve adli inceleme yapılmasını istedi.
Üç ihtimal ve istinaf başvurusu
Keskin, sürece ilişkin üç ihtimali gündeme getirdi: soruşturmanın ciddi eksiklerle yürütülmesi, Uzun'un beraati hâlinde itibar kaybı ve tazminat süreçlerinden kaçınılması ya da müvekkilinin Vatikan veya İtalya iç siyasetindeki hesaplaşmalarda hedef seçilmesi. Trieste Valisinin görev yerinin değiştirilmesiyle bazı bürokratlar ve bir bakanın yargılamaya müdahale ettiği yönündeki iddiaların da incelenmesi gerektiğini savundu. Keskin, Uzun'un Hollanda'da yaşarken şirket kurduğunu, araç ve kredi kartı edindiğini, ikamet kaydı yaptırdığını ve günlük yaşamını sürdürdüğünü; kırmızı bültenle arandığını bilmediğini ileri sürdü. İtalya makamlarının iki pasaportu şüpheli bulduğunu, İsviçre polisinin incelemesinde ise ikisinin de gerçek olduğunun bildirildiğini belirtti. Uzun'un farklı aşamalarda farklı terör örgütleriyle ilişkilendirildiğini, ancak nihai kararda terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmediğini söyledi. Keskin, Uzun'un birden fazla avukat değiştirmek zorunda kaldığını, savunma hakkını yeterince kullanamadığını ve ev hapsinde ağır koşullarla karşılaştığını da öne sürdü. Mahkûmiyet kararına itiraz ettiklerini belirterek, istinaf duruşmasının 24 Kasım 2026'da İstinaf Mahkemesinde görüleceğini açıkladı. Vatikan yetkilileri ile yeni Papa'ya da çağrıda bulunan Keskin, Papa makamının siyasi hesaplaşmalara alet edilmemesini istedi ve şöyle dedi: “Müvekkilimin özgürlüğü elinden alınmıştır. İddiaların, delillerin ve yaşanan bütün sürecin bağımsız, tarafsız ve adil bir şekilde yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. Hiç kimsenin siyasi veya bürokratik hesapların kurbanı olmaması gerekir. Müvekkilimin mağduriyetinin giderilmesini ve özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz.”


