Muş’taki program Ankara’da konuşuluyor
Zabit Eker’in öncülüğündeki buluşma, barış sürecine ilişkin bölgedeki beklentileri Ankara’nın gündemine taşıdı
Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi sürecine katkı sunmak amacıyla bölge kanaat önderlerinden Zabit Eker’in organizasyonuyla Muş’ta gerçekleştirilen program, kent sınırlarını aşarak Ankara’da da konuşulan önemli bir buluşmaya dönüştü.
Farklı siyasi görüşlerden insanların aynı zeminde buluştuğu programın yankıları sürerken, araştırmacı-yazar Ruşen Çakır’ın bölgeye ilişkin değerlendirmeleri de dikkat çekti. Çakır, gerçekleştirdiği temaslar ve yaptığı gözlemler üzerinden Muş’a ayrı bir parantez açarken, programın mimarı Zabit Eker’den de övgüyle söz etti.
Ortaya çıkan tablo ise Muş’ta toplumun farklı kesimlerinin Türkiye’nin içinde bulunduğu yeni dönemi yakından takip ettiğini ve barış sürecine ilişkin güçlü beklentiler taşıdığını gösteriyor.
Programın mimarı: Zabit Eker
Muş’taki buluşmanın en dikkat çekici isimlerinden biri, organizasyonun mimarı Zabit Eker oldu.
Bölgedeki toplumsal yapıyı yakından bilen, farklı kesimlerle iletişim kurabilen ve siyasi görüş farklılıklarının ötesinde ortak bir zeminin oluşturulmasını savunan Eker, programıyla önemli bir mesaj verdi:
Farklı düşünceler bir araya gelebilir, konuşabilir ve ortak bir gelecek için aynı masada buluşabilir.
Eker’in duruşu, bölgedeki rolü ve sürece ilişkin yaklaşımı, toplantının yalnızca bir siyasi değerlendirme toplantısı olmaktan çıkıp toplumsal bir buluşmaya dönüşmesinde etkili oldu.
Eker’in kullandığı “Ya felah ya helak” sözü ise bölgedeki ruh halini anlatan çarpıcı ifadelerden biri olarak öne çıktı.

Ankara’ya taşınan mesaj aslında oldukça net:
Türkiye ya yeni bir çıkış yolu bulacak ya da geçmişin sorunlarıyla yeniden yüzleşecek. Bölge insanı ise artık çıkıştan yana.
Ruşen Çakır’dan Muş’a özel parantez
Programın ardından bölgeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan araştırmacı-yazar Ruşen Çakır, farklı kesimlerden insanlarla yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimleri kendi sosyal medya hesapları ve YouTube yayınları üzerinden kamuoyuyla paylaştı.
Çakır’ın değerlendirmelerinde Muş özel bir yer tuttu.
Bölgede farklı siyasi görüşlere sahip insanlarla konuştuğunu belirten Çakır’ın aktardığı gözlemlerde, vatandaşların sürece ilişkin hem umutlu ve heyecanlı, hem de temkinli ve kaygılı olduğu dikkat çekti.
Bir tarafta “Bu kez gerçekten bir şeyler değişebilir” beklentisi bulunuyor.
Diğer tarafta ise sürecin yarıda kalabileceğine ilişkin ciddi bir korku var.
Muş’ta herkes Ankara’yı takip ediyor
Muş’ta dikkat çeken başka bir gerçek daha var.
MHP’lisi, AK Partilisi, DEM Partilisi, Saadet Partilisi ve farklı siyasi yapılara yakın vatandaşlar; Ankara’da yaşanan gelişmeleri, yapılan açıklamaları ve barış sürecine ilişkin tartışmaları yakından takip ediyor.
Siyasi görüşleri farklı olsa da vatandaşların gündeminde ortak başlıklar bulunuyor:
Bahçeli ne diyor? Erdoğan ne yapacak? Demirtaş konusunda nasıl bir gelişme olacak? Süreç nereye gidiyor? Türkiye gerçekten normalleşecek mi?
Muş sokaklarında konuşulan başlıkların Ankara’daki siyasi gündemden hiç de kopuk olmadığı görülüyor.

En güçlü beklenti: Demirtaş’ın çıkması
Muş’ta konuşulan konular arasında en dikkat çekici başlıklardan biri ise Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması yönündeki beklenti.
Farklı siyasi kesimlerden vatandaşların Demirtaş’ın durumunu yakından takip ettiği ve onun serbest kalmasının barış sürecinin önemli göstergelerinden biri olacağı düşüncesini taşıdığı ifade ediliyor.
Bu beklentinin yalnızca DEM Parti tabanıyla sınırlı olmadığı, farklı siyasi görüşlerden bazı vatandaşların da Demirtaş konusunda benzer bir beklenti dile getirdiği görülüyor.
Muş’tan Ankara’ya giden mesajlardan biri de bu nedenle oldukça açık:
Barış süreci ilerleyecekse, toplumun beklentileri de dikkate alınmalı.
Bahçeli’ye özel ilgi
Muş’ta vatandaşların yakından takip ettiği isimlerin başında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geliyor.
Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar ve ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefi, bölgedeki vatandaşlar tarafından dikkatle izleniyor.
Özellikle farklı siyasi görüşlerden insanların Bahçeli’nin açıklamalarını takip etmesi, bölgede siyasi gündemin ne kadar değiştiğini gösteren önemli bir ayrıntı.
Vatandaşlar, Bahçeli’nin attığı veya atacağı adımların sürecin geleceği açısından önemli olduğunu düşünüyor.
Erdoğan da yakından izleniyor
Bir diğer merak edilen isim ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Muş’ta vatandaşlar Erdoğan’ın sürece ilişkin tutumunu ve bundan sonraki adımlarını yakından takip ediyor.
Ankara’dan gelecek her açıklama bölgede karşılık buluyor.
Çünkü Muş’ta insanlar artık yalnızca siyasi açıklamaları değil, bu açıklamaların günlük hayatlarına ne getireceğini tartışıyor.
Çatışmasız bir Türkiye, güvenli bir gelecek, normalleşen bir hayat ve ekonomik-sosyal açıdan daha huzurlu bir dönem…
Beklenti bunun üzerine kuruluyor.
“Ya batacağız ya çıkacağız, artık çıkalım”
Bölgedeki vatandaşların ruh halini anlatan en çarpıcı ifadelerden biri ise şu:
“Artık ya batacağız ya çıkacağız. Çıkalım.”
Geçmişte yaşanan acıların ve çatışmaların yeniden yaşanmasını istemeyen bölge insanı, Türkiye’nin normalleşmesini istiyor.
Sokakta konuşulan mesele artık yalnızca siyaset değil.
İnsanlar çocuklarının geleceğini, işini, ekonomisini, güvenliğini ve günlük hayatını konuşuyor.
Başka bir ifadeyle Muş, “normal hayat” istiyor.
Devlete de örgüte de çağrı
Bölgede umut kadar kaygının da bulunduğu görülüyor.
Vatandaşların önemli bir bölümü devletin sürecin ilerlemesi için daha somut adımlar atmasını beklerken, aynı şekilde örgütün de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini düşünüyor.
Toplumun temel talebi ise yeni bir belirsizlik dönemine girilmemesi.
“Bu kez yarım kalmasın.”
Muş’taki beklentinin özeti belki de tam olarak bu.
“Bu isimler çoğalmalı”
Ruşen Çakır’ın değerlendirmelerinde öne çıkan önemli noktalardan biri de bölgedeki kanaat önderlerinin rolü.
Toplumun farklı kesimleriyle konuşabilen, siyasi kimliğinin ötesinde güven oluşturabilen ve insanları aynı masa etrafında buluşturabilen isimlerin çoğalması gerektiği düşüncesi öne çıkıyor.
Bu noktada Zabit Eker’in gerçekleştirdiği program ayrı bir anlam taşıyor.
Eker’in farklı kesimleri bir araya getirme çabası, bölgedeki kanaat önderlerinin barış ve demokrasi sürecine nasıl katkı sağlayabileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Muş’tan Ankara’ya güçlü mesaj
Muş’taki programın Ankara’da konuşulmasının asıl nedeni belki de burada yatıyor.
Çünkü program, yalnızca bir toplantı olmadığını ortaya koydu.
Muş’un nabzı Ankara’ya taşındı.
Bölge insanının umudu, korkusu, beklentisi ve talepleri görünür hale geldi.
Ve o taleplerin merkezinde tek bir duygu var:
Artık Türkiye normalleşsin.
Zabit Eker’in öncülüğünde gerçekleşen buluşma, farklı siyasi görüşlerin aynı zeminde konuşabileceğini gösterirken, Muş’tan Ankara’ya da önemli bir mesaj gönderdi:
“Ya felah ya helak… Artık felah zamanı.”
Türkiye’nin önünde yeni bir fırsat bulunduğunu düşünen Muşlular, bu kez sürecin başarıya ulaşmasını ve barışın günlük hayatın bir parçası haline gelmesini istiyor.


