• Ziraat Bankası Reklam
EKONOMİ

Şirketlerin borç yönetiminde nakit akışı öne çıkıyor

2026'nın ocak-eylül döneminde 100 milyon TL ve üzeri finansal borcu olan 108 firma yapılandırmaya alındı, 52 firmanın anlaşması tamamlandı. Uzmanlar ödeme kapasitesi ve nakit akışının birlikte incelenmesini vurguluyor.
Haber Merkezi
Haber Merkezi
3 dk Sesli Dinle
Şirketlerin borç yönetiminde nakit akışı öne çıkıyor

Vestel ve Kale Seramik'in finansal yeniden yapılandırma başvuruları, yüksek finansman maliyetleri, uzayan tahsilat vadeleri ve işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle şirketlerin borç yönetimini yeniden gündeme taşıdı. Finansal yeniden yapılandırma, borç vadelerini uzatmanın yanı sıra şirketlerin faaliyetlerini sürdürebileceği bir finansal yapının planlanmasını kapsıyor. Vestel haziran ayında, Kale Seramik ise ekim ayında bankalara olan kredi borçlarının geri ödeme vadelerini faaliyetlerinden sağladıkları nakit akışıyla uyumlu hale getirmek için başvuru yaptı. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre 2026'nın ocak-eylül döneminde, 100 milyon TL ve üzeri finansal borcu bulunan 108 firma yapılandırma kapsamına alındı; 52 firmanın anlaşması tamamlandı.

ALTUN REKLAM

Yapılandırma nasıl işliyor?

5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32'nci maddesi ve Türkiye Bankalar Birliği Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları kapsamında yürütülen FYY, mali güçlük yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürme potansiyeli bulunan şirketlerin finansal borçlarını yeniden düzenlemeyi amaçlıyor. Mevzuat ve alacaklı kuruluşlarla varılacak mutabakata göre kredi vadeleri ve ödeme takvimleri değiştirilebiliyor; anapara ve faiz ödemeleri için düzenlemeler ile başka finansal tedbirler değerlendirilebiliyor. Başvurular kendiliğinden kabul edilmiyor. Şirketin mali durumu, faaliyetlerini sürdürebilme olanağı, gelecekte yaratacağı nakit akışı ve borç ödeme kapasitesi inceleniyor. Kredi taksitlerinin faaliyetlerden yaratılan nakdi aşması, kısa vadeli banka borçlarının toplam borç içindeki payının artması, işletme sermayesinin sürekli yeni kredilerle karşılanması, tahsilat ve geri ödeme vadelerinin uyuşmaması ya da finansman giderlerinin kârlılığı baskılaması, finansal yapının yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Bu göstergeler tek başına FYY'ye uygunluk anlamına gelmiyor; finansal tablolar, kredi sözleşmeleri ve faaliyet projeksiyonları birlikte ele alınıyor.

Ödeme kapasitesi ve fizibilite

Teşvik Akademi Kurucu Ortağı Ahmet Kuşcu, değerlendirmede şirketin gerçekçi ödeme kapasitesinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Kuşcu, “Bir şirketin yüksek banka borcuna sahip olması, tek başına faaliyetlerini sürdüremeyeceği anlamına gelmez. Bazen asıl sorun, şirketin faaliyetlerinden elde ettiği nakdin kredi geri ödeme takvimiyle uyumlu olmamasıdır. Finansal yeniden yapılandırmada amaç yalnızca borçları ertelemek değil, şirketin üretimini, istihdamını ve ticari faaliyetlerini sürdürebileceği gerçekçi bir finansal yapı oluşturmaktır” dedi. Kuşcu, bankalara sunulacak dosyada geçmiş finansal performansın yanı sıra şirketin nasıl nakit yaratacağının, hangi operasyonel önlemleri alacağının ve borçlarını hangi kaynaklarla ödeyeceğinin açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtti. “Gerçekçi olmayan satış tahminleri veya şirketin ödeme gücünü aşan taksit planları, yapılandırmanın uzun vadeli başarısını riske atabilir.” Finansal tabloların ve borç-teminat yapısının incelenmesi, nakit akışı tahminleri, operasyonel iyileştirme planı ve finansal fizibilite çalışmaları bu sürecin parçaları arasında yer alıyor. FYY, finansal alacaklı kuruluşlarla çerçeve anlaşmalar kapsamında yürütülüyor. Konkordato ise İcra ve İflas Kanunu'na göre mahkeme denetiminde uygulanan ayrı bir hukuki mekanizma. Şirketlerin tercihlerini finansal ve hukuki koşullarını birlikte değerlendirerek belirlemesi gerekiyor. Kuşcu, FYY'nin mali sorunları tek başına ortadan kaldıran bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti: “Finansal yeniden yapılandırmanın başarılı olabilmesi için borç ödeme planının yanında şirketin iş modelinin, maliyet yapısının, kârlılığının ve nakit yönetiminin de ele alınması gerekir. Borçların vadelerini uzatmak şirkete zaman kazandırabilir; ancak bu zamanı kalıcı finansal iyileşmeye dönüştürmek esas hedeftir.”

Bu Yazıyı Paylaş