• Ziraat Bankası Reklam
YAŞAM
Yayınlanma : 02 Ağustos 2026 02:28
Düzenleme : 02 Ağustos 2026 02:28

13 yıllık emekle gün yüzüne çıkan göçün sessiz tanıkları

13 yıllık emekle gün yüzüne çıkan göçün sessiz tanıkları
13 yıllık bir araştırmayla gün yüzüne çıkan 'Geçmişin İzleri: Sancak' belgeseli, Balkanlar'dan Türkiye'ye göçün kolektif hafızasını, yüzlerce saat görüntü ve 100'den fazla tanıklıkla belgeliyor.

Gazeteci ve belgesel yönetmeni Selim Öztürk'ün tam 13 yıl süren titiz saha araştırması, Balkanlar'dan Türkiye'ye uzanan Sancak göçünü, bireysel anıların ötesinde kolektif bir toplumsal hafıza kaydı olarak sunuyor. "Geçmişin İzleri: Sancak" adlı belgesel, yüzlerce saatlik görüntü ve 100'den fazla tanıklıkla, unutulmaya yüz tutmuş bir süreci kayıt altına almayı hedefliyor.

morgan yeni köy

GÖÇÜN İNSAN HAFIZASINDAKİ DERİN İZLERİ

Göç olgusu genellikle siyasi ve demografik hareketler bağlamında ele alınırken, bu çalışma göçün insan hafızasında bıraktığı derin izlere, kültürel aktarıma ve kuşaklar boyu süregelen aidiyet duygusuna odaklanıyor. Selim Öztürk'ün ifadesiyle, amaç nostalji üretmek değil, gelecek nesillere aktarılacak bir toplumsal hafıza oluşturmak. Bu kapsamda, Türkiye'nin çeşitli şehirlerindeki Sancak kökenli ailelerle başlayan görüşmeler, Kuzey Makedonya ve Sırbistan'daki Sancak Bölgesi'ne kadar genişletildi.

ALTUN REKLAM

BİNLERCE SAATLİK GÖRÜNTÜ VE ULUSLARARASI ARŞİV BİR ARAYA GELİYOR

Araştırma sürecinde, 80 yaşın üzerindeki 100'den fazla Sancaklı Boşnak ile yapılan sözlü tarih görüşmeleri, savaşları, zorunlu göçleri, kültürel değişimleri ve ortak hafızayı belgeledi. Bu kapsamlı görüşmelerin yanı sıra, Türkiye, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Bulgaristan, Macaristan, Avusturya ve Almanya'daki arşivler, kütüphaneler ve koleksiyonlar incelendi. Döneme ait gazete küpürleri, resmi belgeler ve aile fotoğrafları gibi materyallerin bir araya getirilmesiyle, dağınık haldeki tarihî veriler ilk kez aynı araştırma çatısı altında değerlendirilerek önemli bir dijital arşiv oluşturuldu. Bu çalışma, sadece göçü değil, aynı zamanda Türkiye ve Balkanlar arasındaki kültürel bağları, kimlik arayışını ve ortak hafızanın izlerini süren bir proje niteliği taşıyor. Proje, önümüzdeki dönemde ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilecek.