• Ziraat Bankası Reklam
YAŞAM
Yayınlanma : 17 Ağustos 2026 09:52

17 Ağustos depremi: İtfaiyecilerin unutamadığı anılar

17 Ağustos depremi: İtfaiyecilerin unutamadığı anılar
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmir'den bölgeye giden itfaiyeciler, o geceye dair acı anılarını, enkaz başındaki çaresizlikleri ve unutamadıkları yüzleri paylaştı. Depremin bıraktığı derin travmalar ve alınan de

17 Ağustos 1999'da yaşanan ve Türkiye'yi yasa boğan Gölcük depreminin üzerinden tam 27 yıl geçti. İzmir'den bölgeye giden itfaiye personeli, aradan geçen yıllara rağmen o geceye dair sesleri, kokuları ve yüzleri hafızalarından silemedi. Kimisi enkazdan bir can kurtarmanın sevincini yaşarken, kimisi kurtarılamayanların acısıyla yaşadı. Bazı itfaiyeciler ise yıllar sonra depremde karşılaştıkları ailelerle yeniden bir araya gelme hikayelerine tanıklık etti.

stelyum yapı

Enkaz başında duyulan çaresizlik

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nda görevli dört itfaiyeci, henüz mesleklerinin başındayken bu büyük felaketle yüzleşti. Günlerce dinlenmeden, kendi ailelerinden haber alamadan başkalarının yakınlarını kurtarmak için mücadele ettiler. Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grubu Amiri Ali Hikmet Küçükgül, deprem anında 26 yaşında olduğunu ve Gölcük'te yaklaşık 13 gün görev yaptığını anlattı. Küçükgül, “İnsanların içeriden ‘Kurtarın’ diye sesleri geliyordu. Yanında eşi, çoluğu, çocuğu ölen insanlar vardı. Onların çırpınışları ve çaresizliği insanı yıpratıyor” diyerek o günlerin ağırlığını dile getirdi. Enkaz altında bir aile bulduklarında yaşadığı derin üzüntüyü dile getiren Küçükgül, “Bebeklere ve çocuklara dayanamıyorum. Enkaz başında çok oturup ağladım. Ben de babayım, bir kızım var. O aile beni çok yıpratmıştı. Bir aile tamamen yok olmuştu” şeklinde konuştu. Küçükgül, deprem görüntülerinin hala kendisini etkilediğini ve zihninde yanıtsız kalan sorular olduğunu belirtti.

Yıkılmış bir mahalle ve bitmeyen mücadele

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü'nde görevli 33 yıllık itfaiyeci Bülent Yanaşık, deprem bölgesine ilk vardığında karşılaştıkları manzaranın kendilerini hazırlıksız yakaladığını ifade etti. Yanaşık, “Biz oraya bir enkaza gideceğimizi düşünüyorduk. Olay yerine gittiğimizde bir tek enkaz yoktu. Yıkılmış bir mahalle vardı. İnsanlar, ekipleri gördükleri anda kolundan tutup yakınlarının bulunduğu enkaza götürüyordu” dedi. Ekiplerin bir yandan enkazlarda çalışırken, bir yandan da yardım bekleyen insanlara yetişmeye çalıştığını belirten Yanaşık, “Tamamen bir can kurtarmaya odaklanıyorsunuz. Biraz dinlenmek istediğinizde insanların çaresizlikleri karşınıza çıkıyor. Mola veremiyorsunuz” diye konuştu. Deprem bölgesinden döndüğünde ailesinin kendisini tanımakta zorlandığını ve uyku düzeninin normale dönmesinin aylar sürdüğünü anlattı. Yanaşık, ilk görev aldığı Gölcük depreminin etkilerini hala üzerinden atamadığını vurguladı.

ALTUN REKLAM

Yaşanan travmalar ve alınan dersler

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü'nde eğitmen olarak görev yapan Abdül Duyulur, deprem bölgesine gittiğinde eşinin hamile olduğunu ve bir ay sonra kızının dünyaya geldiğini ancak günlerce ailesinden haber alamadığını söyledi. Duyulur, karşılaştığı manzarayı tarif ederken, “İnsanların yolların yanında, parklarda yattığını, binaların yıkıldığını, herkesin yardım beklediğini gördük. İlk baktığımda bir tablo gibi geldi. İnanamadım” dedi. Enkaz çalışmalarında yaşadığı bir olayı anlatan Duyulur, bir kadının eşinin kurtarılmasını beklerken kendisine sürekli su getirdiğini ancak sonrasında adamın hayatını kaybettiğini belirtti. Yıllar sonra o kadınla İzmir'de tekrar karşılaştığını anlattı. Gaziemir İtfaiye Grubu Amiri Mümin Yavuz ise deprem bölgesine gittiğinde evleneli sadece 36 gün olduğunu ve 12 gün görev yaptığını söyledi. Yavuz, deprem sonrası 15-20 gün boyunca kapalı alanlara giremediğini, kokuların kendisinde travma oluşturduğunu ve bir süre evde yemek yiyemediğini aktardı. Yaşadıklarının kendilerini depreme hazırlıklı olmaya yönelttiğini belirten Yavuz, evde deprem tatbikatları yaptıklarını ve ailece deprem çantası hazırladıklarını ekledi.