Çetin, Malazgirt’in yalnızca bir zafer tarihi olmadığını belirterek, 1071’in Anadolu’da ortak bir kaderin başlangıcını simgelediğini vurguladı.

“Malazgirt’i yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih olarak değerlendirmek eksik olur. 26 Ağustos 1071, Anadolu’da farklı toplulukların ortak bir kader etrafında buluşmasının da sembolüdür. Bu nedenle Malazgirt’in ruhunu bugün de yaşatmak, kardeşliğimizi güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
“Malazgirt’te Türkler ve Kürtler aynı istikamette yürüdü”
Malazgirt Zaferi’nin tarihî gerçeklerinin ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışla ele alınması gerektiğini ifade eden Çetin, Türkler ve Kürtlerin tarih boyunca ortak bir kaderi paylaştığına dikkat çekti.
Çetin, “Malazgirt’te ortaya konulan ortak irade, bugün bizlere çok önemli bir mesaj vermektedir. Türkler ve Kürtler başta olmak üzere bu coğrafyanın bütün insanları, ortak vatan ve ortak gelecek anlayışı içerisinde güçlü bir şekilde yol yürüyebilir. Bizim tarihimiz ayrışmanın değil, birlikte yaşamanın ve birlikte güçlenmenin tarihidir” ifadelerini kullandı.
“Kardeşlik iradesi Türkiye’nin geleceği açısından tarihi önemdedir”
Muş İl Büyük Aile Platformu Başkanı Şakir Çetin, Türkiye’nin son dönemde gündeminde olan kardeşlik ve birlik vurgusunun da büyük önem taşıdığını belirterek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu siyasi iradenin Türkiye’nin geleceği açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Çetin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle bu iradenin güçlü bir devlet ve millet vizyonuna dönüşmesinin Türkiye açısından önemli olduğunu ifade etti.
“1071’de Anadolu’nun kapıları birlikte açıldı. Bugün de gönül kapılarımızı birbirimize daha fazla açmamız gerekiyor. Kardeşliği güçlendiren, ortak geleceğimizi büyüten her adım Türkiye’nin gücünü artıracaktır” diye konuştu.

“Muş, Malazgirt’in mirasına yakışır şekilde büyümeli”
Muş’un yalnızca geçmişiyle değil, sahip olduğu büyük ekonomik, kültürel ve turizm potansiyeliyle de geleceğe hazırlanması gerektiğini dile getiren Çetin, özellikle Malazgirt’in dünya çapında önemli bir tarih ve kültür turizmi merkezine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Malazgirt Kalesi ve tarihî alanlarda yürütülen çalışmaların değerli olduğunu belirten Çetin, “Malazgirt bizim yalnızca geçmişimiz değil, geleceğe açılan kapımızdır. Bu tarihî mirası daha güçlü şekilde tanıtmalı, turizm altyapısını geliştirmeli ve Malazgirt’i Türkiye’nin önemli kültür turizmi merkezlerinden biri haline getirmeliyiz” dedi.
Çengilli’den Haspet’e uzanan tarihî hazine
Muş’un tarihî zenginliğinin Malazgirt’le sınırlı olmadığını belirten Çetin, Çengilli’deki tarihî manastırın, Haspet Kalesi’nin ve Mescidli’deki arkeolojik alanların şehrin kültür turizmi açısından büyük değer taşıdığını söyledi.
Çetin, “Muş’un tarihî geçmişi çok daha derinlere uzanıyor. Çengilli, Haspet, Mescidli ve Malazgirt aynı tarihî bütünün farklı parçalarıdır. Bu değerlerin bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarılması, restorasyonlarının yapılması ve turizm rotalarına kazandırılması Muş’un ekonomik ve sosyal gelişimine büyük katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
“Muş Ovası üretimin değil, markalaşmanın da merkezi olmalı”
Şakir Çetin, Muş’un ekonomik geleceğinde tarım ve hayvancılığın belirleyici rol oynayacağını belirterek, Muş Ovası Sulama Projesi’nin şehir için stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Sulama yatırımlarının üretimi artıracağını belirten Çetin, artık hedefin yalnızca üretmek değil, üretilen ürünleri Muş’ta işleyerek katma değer oluşturmak olması gerektiğini söyledi.
“Et ve süt entegre tesisleri, yem fabrikaları, soğuk hava depoları, paketleme tesisleri ve modern hayvancılık işletmeleriyle Muş’un üretim gücü sanayiyle buluşturulmalıdır. Muş artık yalnızca üreten değil, ürettiğini işleyen, markalaştıran ve Türkiye’nin farklı bölgelerine ulaştıran bir şehir olmalıdır” dedi.
Ulaşım yatırımları Muş’un kaderini değiştirebilir
Muş’un ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesinin ticaret ve turizm açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Çetin, özellikle Muş-Kulp güzergâhının tünel ve viyadüklerle güçlendirilmesinin şehrin bölgesel ulaşım gücünü artıracağını söyledi.
Çetin, güçlü ulaşım ağının yatırımcıların Muş’a ilgisini artıracağını, turizm hareketliliğini hızlandıracağını ve şehir ekonomisine önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.
İlçeler kalkınmanın dışında bırakılmamalı
Muş’un kalkınmasının yalnızca merkez üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çetin, ilçelerin kendilerine özgü potansiyellerinin harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Varto’nun doğal güzellikleri ve turizm potansiyelinin, Hasköy’ün stratejik konumunun, Korkut’un tarım ve hayvancılık kapasitesinin, Bulanık’ın geniş tarım arazilerinin ve Malazgirt’in tarihî kimliğinin Muş’un ortak kalkınma vizyonunun parçaları olması gerektiğini söyledi.
“Üniversite Muş’un kalkınma lokomotifi olmalı”
Muş Alparslan Üniversitesi’nin de şehrin geleceğinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirten Çetin, üniversitenin yalnızca eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçmesi gerektiğini söyledi.
Çetin, “Üniversitemiz tarım, hayvancılık, tarih, arkeoloji, turizm ve yerel sanayi alanlarında şehrin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürütmeli. Bilgi ve üretim bir araya geldiğinde Muş’un kalkınması çok daha hızlı olacaktır” dedi.
“Muş’un geleceği birlik ve beraberlikten geçiyor”
Şakir Çetin, Muş’un en büyük gücünün sahip olduğu tarihî miras kadar birlikte yaşama kültürü ve kardeşlik ruhu olduğunu vurguladı.
“Bu şehirde Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla ve bütün vatandaşlarımızla aynı ortak geleceğe inanıyoruz. Bizim birbirimizden uzaklaşmaya değil, birbirimize daha fazla yaklaşmaya ihtiyacımız var. Malazgirt’in bize bıraktığı en büyük miraslardan biri de budur” ifadelerini kullandı.
“26 Ağustos, Muş’un dünyaya vereceği güçlü bir mesajdır”
26 Ağustos’un Muş açısından sıradan bir tarih olmadığını belirten Çetin, Malazgirt’in Türkiye’nin ortak hafızasında çok daha güçlü bir şekilde yaşatılması gerektiğini söyledi.
Çetin sözlerini şöyle tamamladı:
“1071’de Anadolu’nun kapıları açıldı. Bugün bizlere düşen görev, bu büyük mirası geleceğe taşımaktır. Malazgirt’in ruhunu ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışla yaşatmalıyız. Muş’un tarihini turizmle, üretimini sanayiyle, gençlerini eğitimle, ilçelerini yatırımlarla buluşturmalıyız.
Muş, Malazgirt’in şehridir. Malazgirt ise ortak tarihimizin en güçlü sembollerinden biridir.
26 Ağustos’un anlamını yalnızca geçmişte aramamalıyız. 1071’in kardeşlik ruhunu Türkiye Yüzyılı’nın ortak geleceğine taşımalıyız. Birlik olursak Muş da Türkiye de çok daha güçlü olacaktır.
Malazgirt’in mirası tarihimiz, kardeşlik geleceğimizdir. 26 Ağustos Zaferi kutlu olsun. Türkiye’nin birlik ve beraberliği daim olsun.”





