Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü (HBÖGM) koordinasyonunda, İzmir Olgunlaşma Enstitüsü'nün yürütücülüğünde hayata geçirilen 'Anadolu'nun Doğadan Gelen Renkleri: Köklerin Boyası' projesi, Türkiye'nin kültürel mirasına ışık tutuyor. Proje kapsamında, 86 reçeteden oluşan ve envanter niteliği taşıyan Türkiye'nin ilk 'Kök Boyama' kitabı hazırlandı.
KÖKLÜ GELENEK GELECEĞE TAŞINIYOR
Proje kapsamında düzenlenen 'Anadolu'nun Doğadan Gelen Renkleri: Uluslararası Köklerin Boyası Sempozyumu'nda, doğal boyaların önemi ve sürdürülebilirlik açısından değeri vurgulandı. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Dekanı Prof. Dr. Mustafa Genç, 'Kök boya çevre dostu ve sürdürülebilirlik açısından değerlidir. Köklerimize dönerek geleceği inşa etmeliyiz' diyerek, geleneksel bilginin modern dünyada yeniden canlandırılması gerektiğinin altını çizdi. Sempozyum, Anadolu'nun verimli topraklarında yetişen doğal boyaların kayıt altına alınması ve bu köklü kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması amacını taşıyor.
DOĞAL BOYALAR: BİR FELSEFE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SİSTEM
Sempozyumda konuşan uzmanlar, doğal boyanın sadece bir renklendirme tekniği değil, aynı zamanda bir felsefe olduğunu belirttiler. Kök boyanın, köklerle olan bağı simgelediği ve atalardan gelen bilgeliği yansıttığı ifade edildi. Osmanlı dönemindeki planlı ve sürdürülebilir boya üretim sisteminin önemine değinilirken, modern yaşamda kaybedilen doğallığın yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulandı. Bitkisel boyaların çevre dostu ve sürdürülebilir yapısı, günümüzdeki doğallık arayışına önemli bir çözüm sunuyor. Ayrıca, Döşemealtı halılarının kökeninin Orta Asya'ya uzandığı ve bölgenin doğal bitki örtüsünden elde edilen boyalarla dokunduğu bilgisi paylaşıldı.
ANADOLU BOYA ATLASI: KÜLTÜREL MİRASI KAYIT ALTINA ALMAK
Prof. Dr. Meral Akan, doğal boya bilgisinin korunması için sahaya inilerek birinci elden kayıt altına alınmasının şart olduğunu vurguladı. Anadolu'da her bölgenin kendine özgü bitkisel boya reçeteleri olduğunu ancak bu bilgilerin yazılı olarak kaydedilmediği için kaybolma riski taşıdığını belirtti. Yapılan saha çalışmalarında literatürde olmayan yerel bitki kullanımlarının tespit edildiğini ve bu özgün bilgilerin derlenmesiyle oluşturulacak bir 'Anadolu Boya Atlası'nın çok değerli bir arşiv olacağını söyledi. Bu bilgilerin taşıyıcısı olan insanları kaybetmeden acilen kayıt altına alınmaları gerektiği ifade edildi. Prof. Dr. Mustafa Genç ise İzmir'i temsilen 35 metrelik kumaşa çivit boyama çalışması yaparak uygulamalı bir gösterim sundu.




