Aydın'da, geleneksel el işlerinin satıldığı pazarda, 68 yaşındaki Necmiye İpçi yıllardır patik ve yemeni kenarları örerek hayatını sürdürüyor. Bu işi vakit geçirmek için yaptığını söyleyen İpçi, satışlardaki düşüşe dikkat çekerek, "Satışlar çok durgun. Ekonomik krize ve çeyizin bitmesine bağlıyorum. Gençler artık çeyiz istemiyor" diyor. Eskiden ilginin çok daha fazla olduğunu ifade eden İpçi, umudunu kaybetmediğini belirterek, "Evde oturmaktan iyidir. Gençler çalışsın, bir şeylerle uğraşsın, kitap okusun; boşuna internette vakit geçirmesin" sözleriyle çağrıda bulunuyor.
35 YILLIK EMEK VE DEĞİŞEN ZAMANLAR
Neşe Boyacı ise tam 35 yıldır el işi yapıyor. Başlangıçta sadece üreterek pazara katıldığını, zamanla başka kadınların ürünlerini de satmaya başladığını anlatan Boyacı, "Çoğunlukla kendi el emeğimiz. Patik, lif, yemeni oyası, yelek yapıyoruz" diyor. Ancak ilginin eskisi gibi olmadığını vurgulayan Boyacı, internet alışverişinin ve gençlerin geleneksel ürünlere mesafesinin işleri zorlaştırdığını dile getiriyor.
SOSYALLEŞME VE GELİR KAPISI
62 yaşındaki Hafize Karataş için bu pazar sadece bir satış alanı değil, aynı zamanda sosyalleşme mekânı. Çocukları evlendikten sonra boş kalan zamanını el işleriyle değerlendirdiğini söyleyen Karataş, "Hem sosyalleşiyoruz hem gelir elde ediyoruz. Satışlarımız çok şükür bizi idare ediyor" diye konuşuyor. Karataş'a göre vatandaşların ilgisi hâlâ var ve tezgâh başında kurulan sohbetlerde geçmiş yad ediliyor.
ÇEYİZİN SON NESLİ VE DESTEK ÇAĞRISI
Pazara müşteri olarak gelen Hülya Yılmaz, el işlerinin değerine dikkat çekiyor. Kanaviçe, tülbent, oya ve lif aldığını belirten Yılmaz, dikişi hobi olarak yaptığını söylüyor. "Biz aslında bu işlerin son nesliyiz. Bizden sonrakiler çeyizleri çöpe atıyor" diyen Yılmaz, el emeğinin kıymetinin bilinmediğinden yakınıyor. Bu tür pazarların çoğalması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, belediyelere ve devlete çağrıda bulunarak, yaşlıların üretim alanlarının desteklenmesinin hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük katkı sağlayacağını ifade ediyor.




