Spor yazarı ve TMOK Anma ve Onurlandırma Komisyonu Üyesi Ömer Gürsoy, oğlunun hem milli tenisçi hem de milli padel sporcusu olmasından yola çıkarak, Türkiye'deki raket sporlarına dair gözlemlerini paylaştı. Berlin'deki sistemli spor ortamı ile Türkiye'deki durumu karşılaştıran Gürsoy, padelin hızla yayılırken, teniste yaşanan yapısal sorunların bu yeni spora da sirayet etme riskine dikkat çekti.
BERLİN'DE SİSTEM, TÜRKİYE'DE FEDAKARLIK
Gürsoy, Berlin'de sporun kulüpler, federasyonlar ve yerel yönetimler tarafından planlanan bir ekosistem olduğunu belirtiyor. Avrupa'da genç sporcuların yaşlarına uygun fiziksel ve teknik yüklemeler aldığını, okul-antrenman dengesini sistem içinde kurduğunu ve velilerin bireysel kahramanlar olmak zorunda kalmadığını vurguluyor. Türkiye'de ise durumun çok farklı olduğunu, sporcu yetiştirme sürecinin hâlâ kişisel çabalarla, veli fedakarlıklarıyla ve çoğu zaman plansız ilerlediğini ifade ediyor.
BODRUM'DAKİ POTANSİYEL VE SORU İŞARETLERİ
Yolunun Berlin'den sonra Bodrum'a düştüğünü anlatan Gürsoy, burada Modern Bodrum Kulübü gibi iddialı bir raket sporları kompleksiyle karşılaştığını aktarıyor. Tesisin beş padel kortuyla dikkat çektiğini ve bu yatırımın dünyadaki dönüşümün Türkiye'deki yansıması olduğunu söylüyor. Ancak Gürsoy, Bodrum'da iklim, sosyallik ve ilginin varlığına rağmen asıl sorunun bu ilginin bir sporcu yetiştirme modeline dönüşüp dönüşmeyeceği olduğunu dile getiriyor. Türkiye'de padelde genç sporcu yetiştirme modelinin henüz yazılmadığını, oğlunun ülkenin en genç milli padel oyuncusu olması nedeniyle bu tespiti bizzat deneyimlediğini ekliyor.
DOĞRU MODEL İÇİN ÇAĞRI VE 2027 VİZYONU
Gürsoy, padel için olmazsa olmazları sıralıyor: yaş gruplarına göre teknik ve fiziksel gelişim basamakları, yarışmanın erken yaşta araç olarak konumlandırılması, tenis kökenli ve padel uzmanı antrenörlerin birlikte çalıştığı hibrit yapı ve federasyon-kulüp-okul koordinasyonu. Ayrıca, 2027'de İstanbul'da düzenlenecek Avrupa Oyunları'nda padelin gösteri sporu olarak yer alması gerektiğini savunuyor. Bu adımın, padelin hem Türkiye'de gelişmesi hem de olimpik bir branş olma yolunda önemli bir eşik olacağını belirtiyor. Son olarak, sadece kort yaparak bir branşın büyümeyeceğini, bunun vizyon, model ve doğru lobi çalışmalarıyla mümkün olduğunu vurgulayarak tüm paydaşları bu sürecin parçası olmaya davet ediyor.




