İstanbul Boğazı'nın eşsiz silüetini süsleyen Kandilli Camii, yaklaşık iki yıl süren titiz restorasyon çalışmalarının ardından Kurban Bayramı'nda yeniden cemaatiyle buluştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nun denetiminde yenilenen bu dört asırlık mabedin her detayı, özgün tekniklerle günümüze taşındı.
TARİHİ DOKU KORUNARAK RESTORE EDİLDİ
1751 yılında Sultan I. Mahmud tarafından inşa ettirilen Kandilli Camii, tarihi boyunca geçirdiği onarımlar ve 1916'daki büyük yangın sonrası 1929-1931 yıllarında yeniden yapılmıştı. Son olarak 2024 yılında başlayan kapsamlı restorasyon, caminin mihrabındaki orijinal çinilerden tavanındaki çıtakari süslemelere, kapı tokmağındaki kandil motiflerinden taç kapısındaki hat yazılarına kadar tüm unsurları özgünlüğüne sadık kalarak yeniledi. Özellikle mihrap çinileri, 1600'lü yılların geleneksel üretim teknikleriyle yeniden üretilerek orijinal dokuya kavuşturuldu.
SEMTE ADINI VEREN KANDİL MOTİFİNE VURGU
Restorasyonun en dikkat çekici detaylarından biri, semtin adına atıfta bulunan kapı tokmağı oldu. Üst üste yerleştirilen üç kandilden oluşan ve selvi ağacını andıran müsenna besmele motifi, kapı tokmağı ve minber örtüsünde kullanılarak Kandilli Camii'ne özgü bir kimlik kazandırıldı. Bu özgün tasarım, Osmanlı döneminde Boğaz'dan geçen kayıklara yol gösteren kandillerden esinlenerek hattat Levent Karaduman tarafından hazırlandı. Ayrıca, caminin eksik olan abdesthanesi ve şadırvanı da avluya inşa edilerek kullanım kolaylığı sağlandı.




