• Ziraat Bankası Reklam
YAŞAM
Yayınlanma : 22 Nisan 2026 11:31
Düzenleme : 22 Nisan 2026 11:31

Camus ve Sartre: Felsefe, Sorumluluk ve 21. Yüzyılın Tehditleri Üzerine Canlı Bir Tartışma

Camus ve Sartre: Felsefe, Sorumluluk ve 21. Yüzyılın Tehditleri Üzerine Canlı Bir Tartışma
BUSİAD'da düzenlenen felsefe söyleşisinde Camus ve Sartre ele alındı. Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, 21. yüzyılın tehditleri karşısında varoluşçuluğun ve bireysel sorumluluğun önemini vurguladı.

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), felsefeyi gündelik hayatla buluşturmaya devam ediyor. Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Felsefe Kulübü'nün de destekleriyle düzenlenen Açık Kapı Toplantıları/Felsefe Söyleşileri'nin 2025-2026 döneminin sekizinci etkinliği, 'Camus ve Sartre' temasıyla gerçekleştirildi.

morgan yeni köy

İNSANLIĞIN TEHDİTLERİ VE FELSEFENİN GÖREVİ

Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ogün Ürek'in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan konuşmacı olarak katıldı. Prof. Dr. Gündoğan, felsefenin hayattan kopuk olmadığını, insan olan her yerde felsefi bir problem bulunduğunu vurguladı. Sartre'ın "Ben insanlığı korkunç tehlikelere karşı korumak için silahlanmıştım. Oysa herkes insanlığın yetkinliğe doğru yol aldığını söylüyor." sözüne atıfta bulunarak, insanlığın olduğu yerde bir tehdit olduğunu ve bu tehditlere karşı durmanın felsefenin görevi olduğunu belirtti.

VAROLUŞÇULUK VE AYDIN SORUMLULUĞU

Prof. Dr. Gündoğan, Jean-Paul Sartre'ı "varoluşçuluğun papası" olarak tanımlayarak, hem Sartre'ın hem de Camus'nun yazdıklarını yaşayan, yaşadıklarını yazan kişiler olduğunu ve gerçek hayatla felsefeyi birbirinden ayırmadığını ifade etti. Sartre'ın aydın tanımının "angaje olan, bağlantılı olan kişi" olduğunu ve aydının üstüne düşmeyen işlere de karışması gerektiğini söyledi. Sartre'ın felsefesinde filozofu başa alıp sanatçıyı ikinci sıraya koyduğunu, Camus'nun ise tam tersi bir duruş sergilediğini dile getirdi. 20. yüzyılda varoluşçuluk ve analitik felsefe olmak üzere iki ana felsefe yapma tarzı olduğunu belirten Gündoğan, bu tarzların 21. yüzyılda da geçerliliğini koruduğunu ve günümüzdeki tehditler düşünüldüğünde varoluşçuluğa olan ihtiyacın katlanarak arttığını savundu. Homo Digitalis çağına dikkat çekerek, öngörülemeyen bir dünyada yaşadığımızı ve pandemi gibi beklenmedik olayların varoluşçuluğun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ekledi.

ALTUN REKLAM

ÖZGÜRLÜK, SORUMLULUK VE BAŞKALDIRI

Sartre felsefesinin temelinde insanın özgürlüğünü ortaya çıkarma ideali yattığını belirten Prof. Dr. Gündoğan, bu temel felsefenin sorumluluk kavramıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. İnsanın özgürlüğüyle birlikte büyük bir sorumluluk yüklendiğini ve bu sorumluluğun sadece bireysel olmadığını dile getirdi. Sartre ve Camus'nun insanı kurtarmaya çalıştığını, Camus'nun başkaldırı, Sartre'ın ise özgürlük kavramına odaklandığını belirtti. Başkaldırının da özgürlük içerdiğini, başkaldıran insanın "hayır" diyen insan olduğunu ancak bu "hayır"ın mutlak olmadığını, başka bir şeye "evet" demeyi barındırması gerektiğini söyledi. Kötülüğe karşı iyilik, savaşa karşı barış gibi olumlu yönleri içinde barındıran bir "evet" ile absürt olanın aşılabileceğini ifade etti. Bu durumun bireysel başladığını ancak Sartre'ın "dünyanın öbür ucundakine karşı sorumluyum" sözüyle küreselleştiğini belirtti. Camus'nun "Veba" romanındaki başkaldırı temasını hatırlatarak, "Başka kaldırıyoruz, öyleyse varız" diyen Camus ile Sartre'ı birleştiren noktanın eylem olduğunu vurguladı. Etkinlik sonunda Prof. Dr. Gündoğan'a, Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin "Kır Çiçekleri Okusun Diye" sosyal sorumluluk projesi adına yapılan bağışın sertifikası takdim edildi.