• Ziraat Bankası Reklam
MUŞ
Yayınlanma : 04 Nisan 2026 11:11
Düzenleme : 04 Nisan 2026 11:18

Çevre Tahribatına Karşı Sert Uyarı: "Bu Bir Yaşam Hakkı Meselesidir"

Çevre Tahribatına Karşı Sert Uyarı:
Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülen madencilik faaliyetlerine yönelik tepkiler artarken, Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş’ten dikkat çeken bir açıklama geldi.

 

morgan yeni köy

Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülen madencilik faaliyetlerine yönelik tepkiler artarken, Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş’ten dikkat çeken bir açıklama geldi. Aytemiş, özellikle siyanürlü altın madenciliğinin doğa ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine vurgu yaparak, yaşanan sürecin artık sadece çevresel değil, doğrudan bir “yaşam hakkı” sorunu olduğunu ifade etti.

 

Türkiye’nin Dört Bir Yanında Aynı Tablo

 

Açıklamada, Ağrı Diyadin, Erzincan İliç, Uşak, Ordu Fatsa, Artvin ve Akbelen başta olmak üzere birçok bölgede sürdürülen madencilik faaliyetlerinin ciddi çevresel riskler taşıdığı belirtildi.

 

Aytemiş’e göre bu faaliyetler;Toprağın zehirlenmesine,Su kaynaklarının kirlenmesine,Havanın ağır metallerle dolmasına,Tarım ve hayvancılığın yok olmasına neden oluyor.

 

"On Binlerce Ton Siyanür, Yüz Milyonlarca Ton Atık"

 

Altın madenciliğinde kullanılan siyanür ve ortaya çıkan arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum gibi ağır metallerin doğada yüzlerce yıl kalabildiğine dikkat çekilen açıklamada, olası bir sızıntı ya da ihmalin büyük felaketlere yol açabileceği ifade edildi. Özellikle İliç’te yaşanan olayın bu risklerin somut bir örneği olduğu vurgulandı.

 

"Suyu Kaybeden Bir Toplum Bağımsız Olamaz"

 

Açıklamada su kaynaklarının kirlenmesinin zincirleme bir yıkıma yol açtığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Su kirlenirse tarım biter, gıda güvenliği biter, ekonomik bağımsızlık biter. Sağlıklı nesiller yetişmez.”

 

Bu nedenle çevre mücadelesinin aynı zamanda bir “bağımsızlık mücadelesi” olduğu vurgulandı.

 

Ortadoğu Vurgusu: “Asıl Tehlike Doğanın Yok Edilmesi”

 

Aytemiş, açıklamasında Ortadoğu’daki çatışmalara da değinerek, insanların kimlik ve mezhep üzerinden ayrıştırılırken doğal kaynakların kontrol altına alındığını savundu.

 

“İnsanlar birbirleriyle savaşırken doğa sessizce yok ediliyor. En kolay sömürülen toplumlar, birbirine düşman edilen toplumlardır.”

 

"Birleşirsek Doğayı Koruyabiliriz"

 

Açıklamanın sonunda toplumun tüm kesimlerine birlik çağrısı yapıldı: Irklar arasında düşmanlık yerine dayanışma Savaş yerine barış Yıkım yerine yaşam vurgusu öne çıkarıldı.

 

Son Mesaj: "Karar Günü"

 

Aytemiş’in açıklaması şu sözlerle sona erdi: “Ya susacağız ve kaybedeceğiz ya da doğayı, suyu ve yaşamı birlikte savunacağız. Çünkü doğa yok olursa hiçbir savaşın kazananı olmaz.”

 

ALTUN REKLAM

Çevre mücadelesinin giderek daha geniş kesimler tarafından sahiplenildiği Türkiye’de, bu tür açıklamaların önümüzdeki süreçte tartışmaları daha da alevlendirmesi bekleniyor.