Sınıflardan taşan eğitim anlayışını hayatın tam merkezine taşıyan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Özalp Meslek Yüksekokulu, bu yıl gerçekleştirdiği gönüllülük projeleriyle yalnızca öğrencilerini değil, dokunduğu her hayatı değiştiren örnek bir sosyal sorumluluk hareketine imza attı.
"Gönüllülük Çalışmaları" dersi kapsamında yürütülen 11 farklı proje, lösemi tedavisi gören çocuklardan özel gereksinimli bireylere, anaokulu öğrencilerinden çevreye kadar toplumun birçok kesimine umut, mutluluk ve farkındalık taşıdı. Eğitimin sadece bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını gösteren çalışmalar, öğrencilerin vicdani ve toplumsal gelişimlerine de önemli katkılar sundu.

Bir Ders Değil, Hayata Dokunan Bir Yolculuk
Özalp Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Sadık Er yürütücülüğünde gerçekleştirilen projelerde öğrenciler, dönem boyunca toplumun farklı kesimlerine ulaşarak gönüllülüğün gerçek anlamını sahada deneyimledi.
Hastanelerde tedavi gören çocuklara moral ziyaretleri düzenlendi.
Okullarda eğitici ve eğlendirici etkinliklerle çocukların sosyal, sanatsal ve bilişsel gelişimlerine katkı sağlandı.
Kitaplar, kırtasiye malzemeleri ve çeşitli hediyelerle çocukların yüzlerinde unutulmaz tebessümler oluşturuldu.
Özel gereksinimli bireylerle gerçekleştirilen buluşmalarda ise öğrenciler empati kurmanın, birlikte üretmenin ve hayatı farklı pencerelerden görmenin değerini yaşayarak öğrendi.

Geleceğe Umut, Çevreye Nefes
Projeler yalnızca insanlara değil doğaya da dokundu.
Öğrenciler tarafından gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğiyle onlarca meyve fidanı toprakla buluşturuldu. "Geleceğe Nefes" projesi kapsamında çevre bilincini güçlendiren etkinlikler, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefini de ortaya koydu.

İlk Tribün Heyecanını Yaşadılar
Projelerin en dikkat çeken çalışmalarından biri de sporu sosyal dayanışmanın bir parçasına dönüştüren organizasyon oldu.
Hayatlarında hiç stadyuma gitmemiş öğrenciler, Van Spor FK karşılaşmasına götürülerek ilk kez tribün atmosferiyle buluşturuldu.
"İlk Maçım, İlk Heyecanım" projesi sayesinde çocuklar unutamayacakları bir gün yaşarken, sporun birleştirici gücü de bir kez daha gözler önüne serildi.

11 Proje ile Toplumun Her Kesimine Ulaşıldı
Dönem boyunca başarıyla tamamlanan projeler şöyle sıralandı:
Lösemili Çocuklara Moral Motivasyon ve Destek
Minik Kalpler
Renkli Dünyalar
Bir Gülüş Bir Umut
Tatlı Mutluluk
Minik Kalplerle Keyifli Bir Gün
Geleceğe Nefes
Minik Kalplere Dokunuş
DMD Hastası Necdet Çellik'e Destek ve Farkındalık Projesi
Engelsiz Yarınlara Gönüllü Destek ve Farkındalık
İlk Maçım, İlk Heyecanım: Van Spor Tribün Deneyimi
Her proje farklı bir hayat hikâyesine dokunurken, ortak payda ise "iyilik" oldu.

"En Büyük Kazanımımız Gönüllere Dokunabilmek"
Projeleri değerlendiren Öğr. Gör. Sadık Er, gönüllülük çalışmalarının üniversite eğitiminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Gönüllülük Çalışmaları dersi yalnızca teorik bilgi sunan bir ders değildir. Öğrencilerimiz toplumun farklı kesimleriyle doğrudan iletişim kuruyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyor ve gönüllülük kültürünü yaşayarak öğreniyor. Amacımız; mesleki yeterliliğinin yanında vicdani sorumluluklarının farkında olan, empati kurabilen, çözüm üreten ve topluma değer katan bireyler yetiştirmektir."
Sadık Er, gönüllülüğün bireyin karakter gelişimindeki önemine de dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun yüzündeki tebessüme ortak olmak, özel gereksinimli bireylerin hayatına dokunmak, çevre için fidan dikmek ya da hiç maç izlememiş bir öğrencinin ilk tribün heyecanını paylaşmak; öğrencilerimiz için kitaplarda öğrenilemeyecek kadar kıymetli deneyimlerdir. En büyük kazanımımız onların gönüllerine dokunabilmiş olmaktır."
Özalp MYO, Sadece Meslek Değil Vicdan da Yetiştiriyor
Bugünün dünyasında üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar değil, aynı zamanda topluma yön veren değer merkezleri olması gerektiğini ortaya koyan Özalp Meslek Yüksekokulu, yürüttüğü gönüllülük projeleriyle bu anlayışı başarıyla hayata geçiriyor.
Akademik başarının yanında toplumsal duyarlılığı, paylaşmayı, yardımlaşmayı ve gönüllülüğü merkeze alan okul, öğrencilerine unutulmayacak hayat deneyimleri kazandırırken toplumun farklı kesimlerine de umut oluyor.
Gerçekleştirilen bu projeler, eğitimin en güçlü yanının yalnızca bilgi değil; insanın kalbine dokunabilmek olduğunu bir kez daha gösteriyor. Özalp Meslek Yüksekokulu'nun ortaya koyduğu bu örnek çalışma, yükseköğretimde sosyal sorumluluğun nasıl güçlü bir toplumsal dönüşüme dönüşebileceğinin etkileyici örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.





