Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, Altay coğrafyasında yaptığı incelemeler sonucunda "Şeytan Parmağı" olarak bilinen kaya oluşumunu ve buradaki anlatıları kaleme aldı. Aras, coğrafyayı anlamlandırmak için yerel hafızaya kulak vermenin önemini vurgularken, bilimsel gerçeklerin ötesindeki söylenceleri de inceledi.
Kayanın kökeni ve söylenceler
Katun Irmağı yakınlarında Aya Gölü'ne tırmanırken karşılaştığı, "Şeytan Parmağı" adı verilen kaya oluşumunun Rusça "Çörtov Palets" olarak bilindiğini belirten Aras, yapının yerden göğe uzanan bir uzvu andırdığını ifade etti. Bu yapının, çevresindeki yumuşak taşların zamanla aşınmasıyla ayakta kalan bir "ostanets" olduğunu aktardı. Aras, bu oluşumla ilgili en yaygın anlatının, Altay topraklarını ele geçirmek isteyen dev Çerto ile savaşçı Kuyum arasındaki mücadele sonrası canavarın parmağının taşa dönüşmesi olduğunu kaydetti. Bir diğer anlatının ise nehirlerin peşine düşen yeraltı hükümdarına bağlandığını ekledi. Ancak Aras, bu anlatıların kesin olarak ne kadar eskiye dayandığının bilinmediğini ve eski inançların doğrudan kalıntıları olarak değil, günümüzde de yaşayan anlatılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yerel adlandırma ve modern kurgular
Aras, yerli turistlere bu taşın Altaycasını sorduğunda aldığı "Yok" yanıtının kendisinde bir aydınlanmaya yol açtığını dile getirdi. Bu coğrafyanın eski insanlarının ortak bilincinde bu tepeye ait özgün bir yer adı veya kutsallık bulunmadığına işaret etti. Tek tanrılı dinlerdeki gibi mutlak bir kötülük simgesinin eski Altay inanç dünyasında yer almadığını hatırlatan Aras, "Kormostuŋ Barmagı" ya da "Şulmustuŋ Barmagı" gibi bir sözcüğün bu taş için kullanılmadığını vurguladı. Bu durumun, taşın adının ve ona bağlı rivayetlerin eski olmayabileceği ihtimalini güçlendirdiğini söyledi. Aras, bu anlatıların 19. yüzyıl sonlarında bölgeye yerleşen Hristiyan Rus göçmenler ve Çarlık haritacıları tarafından kayanın şekline bakılarak üretilmiş modern turistik kurgular olabileceği tezini ortaya attı.
Doğa ve insan iradesinin kesişimi
Aras, "Şeytan Parmağı"nın tırmanışında karşılaştığı çocuk ve gençlerin, ellerinde iri taşlarla dik patikayı tırmanmasının dikkatini çektiğini aktardı. Bu durumun bir gelenekten ziyade, Rus gezi kulüpleri tarafından oluşturulan popüler bir dayanıklılık çalışması olduğunu belirtti. Özellikle 13-15 yaşlarındaki gençlerin, hocaları eşliğinde zorlu bir antrenman parkurunda sınırlarını zorladıklarını gözlemledi. Bu zorlu tırmanışın, çocuk ve gençlik spor kamplarında doğal bir antrenman parkuru olarak kullanıldığını öğrendiğini ifade etti. Aras, bu deneyimin, insanın doğanın sunduğu zorluklar karşısında iradesini nasıl sınadığına dair çarpıcı bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. Sonuç olarak, "Şeytan Parmağı"nın söylencelerinde insanın taşa dönüştüğü, ancak karşılaştığı gençlerin elinde ise taşın güce dönüştüğü bu alanın, kendisi için muazzam ve unutulmaz bir sorgulama alanı olduğunu belirtti.







