İsrail'in, Gazze'ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırısı, Türkiye'nin üç farklı şehrinde yankı buldu. Malatya, Kahramanmaraş ve Adıyaman'da vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, bu uluslararası sulardaki müdahaleyi sert bir dille kınadı.

VİCDAN VE HUKUK HAREKETE GEÇTİ
Malatya'da Kudüs Kardeşlik Platformu üyeleri, Mişmiş Park Fuar Merkezi önünde toplanarak İsrail'in eylemini protesto etti. Platform adına açıklama yapan Ömer Derin, Küresel Sumud Filosu'nun Gazze'ye 'insanlık vicdanını' taşımak için yola çıktığını belirterek, uluslararası sularda bir insani yardım girişimine yönelik bu saldırının ne hukukla ne de vicdanla açıklanabileceğini vurguladı. Derin, İsrail'in bu eyleminin, 'güçlünün hukuku kendi çıkarına göre eğip bükmesinin açık bir örneği' olduğunu ifade etti. Basın açıklamasının ardından grup, araçlarıyla şehirde konvoy yaparak tepkilerini dile getirdi.

İNSANLIK ONURUNA YAPILAN SALDIRI
Kahramanmaraş'ta ise sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Abdülhamithan Camisi önünde bir araya gelerek benzer bir kınama eylemi gerçekleştirdi. Kahramanmaraş Platformu Dönem Sözcüsü Adnan Alagöz, Gazze'ye uygulanan ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan filoya İsrail'in uluslararası sularda saldırmasının hukuka aykırı olduğunu belirtti. Alagöz, filoda farklı inançlardan aktivistlerin yer aldığını hatırlatarak, bu saldırının sadece gemilere değil, aynı zamanda vicdana, hukuka ve insanlık onuruna yapıldığını söyledi. İsrail'in bu hukuksuz eylemine derhal son vermesi gerektiğini ve kardeşlerin can güvenliğinden İsrail rejiminin sorumlu olduğunu ekledi.
MAZLUMLARIN SESİ SUSTURULAMAZ
Adıyaman'ın Kahta ilçesinde de benzer bir protesto düzenlendi. Yatsı namazı sonrası 100. Yıl Parkı önünde toplanan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üyeleri adına açıklama yapan Ahmet Özbey, insan onurunu, adaleti ve mazlumların sesini savunmak için yola çıkanların akıbetinden duydukları derin endişeyi dile getirdi. Özbey, bu meselenin sadece bir filo meselesi olmadığını, zulme karşı duran herkesin ve vicdan sahibi herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, hedef alınanın yalnızca yardım taşıyan gemiler değil, 'merhametin ta kendisi' olduğunu ifade etti.



