• Ziraat Bankası Reklam
SAĞLIK
Yayınlanma : 23 Temmuz 2026 02:29
Düzenleme : 23 Temmuz 2026 02:29

GLP-1 ilaçları, pankreas kanseri riskini yarı yarıya azaltabilir mi?

GLP-1 ilaçları, pankreas kanseri riskini yarı yarıya azaltabilir mi?
GLP-1 ilaçlarının pankreas kanseri riskini yarı yarıya azaltabileceğine dair umut verici bulgular ortaya çıktı. Ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, ASCO GI 2026 Kongresi'nde sunulan önemli bir araştırmanın, GLP-1 grubu ilaçların pankreas kanseri riskini önemli ölçüde azaltabileceğine dair umut verici bulgular sunduğunu ifade etti.

morgan yeni köy

PANKREAS KANSERİ RİSKİ %50 DÜŞÜYOR

Yaklaşık 95 bin kronik pankreatit hastası üzerinde gerçekleştirilen bu kapsamlı çalışma, GLP-1 ilaçlarını kullanan bireylerde pankreas kanseri gelişme olasılığının, bu ilaçları kullanmayanlara oranla yaklaşık %50 daha az olduğunu gösterdi. Bu bulgu, pankreas kanseri gibi yüksek ölüm oranına sahip bir hastalıkla mücadele eden tıp camiasında büyük bir heyecan yarattı.

ALTUN REKLAM

GELİŞMELER HENÜZ ERKEN AŞAMADA

Prof. Dr. Yıldırım, araştırmanın retrospektif bir gözlemsel çalışma olduğunu ve GLP-1 ilaçlarının pankreas kanserini doğrudan önlediği sonucuna varmanın erkenci olduğunu vurguladı. Bulgular umut verici olsa da, elde edilen verilerin klinik uygulamaları değiştirecek kadar kesin olmadığını belirtti. Bununla birlikte, kronik pankreatit ve tip 2 diyabet hastalarının pankreas kanseri açısından yüksek risk grubunda yer aldığını göz önünde bulundurursak, bu araştırmadaki risk azalmasının özellikle bu grupta belirginleşmesi dikkat çekici. GLP-1 ilaçlarının koruyucu etkisinin net bir şekilde ortaya konabilmesi için daha fazla araştırma gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, obezite, insülin direnci ve kronik inflamasyon gibi faktörlerin incelenmesinin önemine dikkat çekti. ASCO 2026'da sunulan diğer analizlerde de bu ilaçların obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinde metastatik hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceği öne sürüldü. Ancak belirtilmelidir ki, mevcut kanıtların çoğu gözlemsel çalışmalara dayanmaktadır. Bu nedenle, farklı ülkelerde yürütülecek uzun süreli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmalardan gelecek sonuçlar merakla beklenmektedir.