Giresun'da geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden tiyatro oyuncusu Eray Aktaş'ın organlarının bağışlanmasıyla hayata tutunan 19 yaşındaki Elif Dal, sanatçının anma törenine katılarak duygusal bir an yaşadı.
SANATÇININ SON VEDA EDİŞİ VE UMUT BIRAKTIĞI MİRAS
Geçtiğimiz yıl 16 Ocak'ta geçirdiği beyin kanaması sonucu Giresun Eğitim Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan ve iki gün sonra beyin ölümü gerçekleşen Eray Aktaş'ın ailesi, sanatçının vasiyeti üzerine organlarını bağışlama kararı aldı. Bu kararla Aktaş'ın karaciğeri, böbrekleri ve korneaları, dört farklı hastaya umut ışığı oldu. Aktaş'ın anısına düzenlenen törende, sanatçının arkadaşları ve sevenleri bir araya gelerek onun sanata ve hayata bıraktığı izleri yad etti. Törende, Elif Dal'ın Aktaş'ın organlarıyla yeniden hayata bağlanması ve bu olayın organ bağışının hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermesi vurgulandı.
"BİR CAN KAYBETTİM, BİR CAN DA HAYATA TUTUNDU"
Eray Aktaş'ın eşi Bahar Yaman Aktaş, yaşadığı acı ile sevincin bir arada olduğunu belirterek, "Eray'ın istediği gibi oldu. Eşimi kaybettim ama bir kız çocuğu sahibi oldum. Sanki giderken Elif’e yetişmek istemiş, onu kurtarmak için koşmuş gibi. Ben bir can kaybettim ama karşı tarafta bir can hayata tutundu. O organlar toprağa değil, hayata karışmalıydı ve Eray’ın istediği gibi oldu" diyerek duygularını dile getirdi.
İKİNCİ BİR ŞANSI YAŞAYAN GENÇ KIZIN HAYALLERİ
Aktaş'ın bağışlanan karaciğeriyle hayata yeniden merhaba diyen Elif Dal, anma etkinliğinde yaptığı konuşmada, hiç tanımadığı bir insanın kendisine verdiği ikinci şansın ne kadar büyük bir anlam taşıdığını ifade etti. Dal, "O dünyadan ayrılmadan önce yaptığı bu onurlu ve cesur karar sayesinde bugün nefes alıyorum, hayal kurabiliyorum. Eğer bugün hayattaysam, bu Eray abinin vesilesiyledir. Anestezi ya da tıbbi sekreterlik okumak istiyorum. Bu süreçten sonra hastanelere bakışım tamamen değişti. Eray abinin bana verdiği bu hayatı, başka hayatlara dokunarak anlamlandırmak istiyorum" dedi. Dal ayrıca, organ nakli sürecinin hem maddi hem de manevi zorluklarına dikkat çekerek, uzun süre nakil bekleyen hastaların yalnızlaştığını ve bu konuda toplumsal farkındalığın artması gerektiğini vurguladı.





