Aytemiş, toplumsal farklılıkların tehdit olarak değil, ortak zenginlik olarak görülmesi gerektiğini belirterek, “Dilleri kabul etmek bölmez; adalet, eşitlik ve karşılıklı saygı toplumu birleştirir” mesajı verdi.
Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin uzun yıllardır tartıştığı Kürt meselesi ve anadil konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Siyasetin sorunları inkâr etmek yerine hukuk, demokrasi ve ortak akıl temelinde çözüm üretmesi gerektiğini ifade eden Aytemiş, toplumsal barışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
“Sorunları Yok Saymak Çözüm Değildir”
Siyasetin temel görevinin toplumun karşı karşıya olduğu sorunları görmezden gelmek değil, bu sorunlara kalıcı çözümler üretmek olduğunu belirten Aytemiş, bazı siyasi aktörlerin Kürt meselesini yok sayan yaklaşımlar sergilediğini savundu.
Aytemiş, “Bir sorunu yok saymak, onu ortadan kaldırmaz. Tam tersine çözümsüzlüğü derinleştirir, toplumsal güveni zedeler ve ülkenin enerjisini tüketir. Siyasetin görevi sorunlardan kaçmak değil; onları cesaretle konuşmak ve adalet temelinde kalıcı çözümler üretmektir” ifadelerini kullandı.
“Dil Kültürün ve Toplumsal Hafızanın Taşıyıcısıdır”
Anadil meselesinin yıllardır çeşitli korkular ve varsayımlar üzerinden tartışıldığını belirten Aytemiş, farklı dillerin kamusal alanda bulunmasının doğrudan bölünme veya kaos anlamına gelmediğini dile getirdi.
Dilin yalnızca iletişim aracı olmadığını vurgulayan Aytemiş, “Dil; kültürün, tarihin, kimliğin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır. İnsanların anadilini öğrenebilmesi, konuşabilmesi, kamusal yaşamda kullanabilmesi ve gelecek kuşaklara aktarabilmesi toplumsal aidiyeti güçlendirebilir” dedi.
Aytemiş ayrıca dünyada birden fazla resmî dilin bulunduğu demokratik ülkelerin varlığına dikkat çekerek, toplumsal birlik açısından belirleyici olanın dil farklılıkları değil; hukukun üstünlüğü, demokratik kurumlar ve eşit vatandaşlık anlayışı olduğunu ifade etti.
“Farklılıklarımızı Tehdit Değil Zenginlik Görmeliyiz”
Türkiye’nin farklı kimlik, dil ve kültürlerin ortak yaşam alanı olduğunu belirten Aytemiş, Türkçenin ortak iletişim dili olarak önemini korurken vatandaşların kendi anadillerini öğrenebilmesi ve yaşatabilmesinin de toplumsal barış açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aytemiş, “Gerçek birliktelik, insanların kimliklerini inkâr ederek değil; oldukları gibi kabul edilerek kurulabilir” ifadelerini kullandı.
Ekokırım Yasası Çağrısı
Açıklamasında çevre sorunlarına da geniş yer veren Aytemiş, güçlü bir geleceğin yalnızca insan haklarının güvence altına alınmasıyla değil, doğanın ve bütün canlıların yaşam hakkının korunmasıyla mümkün olabileceğini belirtti.
Sürdürülebilir kalkınmanın insan ile doğayı karşı karşıya getirmeyen bir anlayışla ele alınması gerektiğini ifade eden Aytemiş, ekosistemlere geri döndürülemez zarar veren fiillere karşı Ekokırım (Ecocide) Yasası gibi etkili hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
“Güçlü Devlet Vatandaşının Kimliğinden Korkmaz”
Türkiye’nin gerçek gücünün farklılıkları bastırmakta değil, bu farklılıkları adalet ve eşitlik temelinde bir arada yaşatabilmekte olduğunu belirten Aytemiş, açıklamasını şu mesajla tamamladı:
“Güçlü devlet, vatandaşlarının kimliğinden korkan değil; tüm vatandaşlarını hukuk önünde eşit gören devlettir. Güçlü siyaset ise korkuları büyüten değil, güven inşa eden; ayrıştıran değil, birleştiren; sorunları erteleyen değil, kalıcı çözümler üreten siyasettir.”
Aytemiş, “Dilleri kabul etmek bölmez; adalet, eşitlik ve karşılıklı saygı toplumu birleştirir. Türkiye’nin geleceği de herkesin kendisini eşit, özgür, güvende ve bu ülkenin ortak sahibi hissettiği demokratik bir hukuk devleti anlayışıyla daha güçlü olacaktır” dedi.




