İzmir, kıyı şeridindeki belediyelerin karşı karşıya kaldığı zorlukları ele almak ve bu değerli doğal alanların korunması için ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla ev sahipliği yaptığı Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı ile önemli bir buluşmaya sahne oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği'nin iş birliğinde düzenlenen bu stratejik etkinlik, kıyı bölgelerinin geleceğine ışık tutacak bir Politika Belgesi'nin hazırlanmasının önünü açtı.
KIYILAR RANT BASKISINA VE İKLİM KRİZİNE KARŞI MÜCADELE ALANI
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Türkiye'nin 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridinin önemine vurgu yaparak, bu alanların aynı zamanda büyük bir sorumluluk getirdiğini belirtti. Küresel ısınmadan en çok etkilenecek Akdeniz Havzası'ndaki kıyıların geleceğine dair endişelerini dile getiren Yıldır, deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu ve ani taşkınlar gibi tehditlere dikkat çekti. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kıyılarda imar süreçlerinde gösterdiği hassasiyeti ve rant baskısına karşı duruşunu sürdüreceğini ifade eden Yıldır, kamusal kullanım, ekoloji ve dayanıklılık, planlama ve yönetişim ile mavi ekonomi gibi başlıkların birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Kıyılar herkesin erişimine açık, toplumsal eşitliği ve sosyalleşmeyi sağlayan, korunması gereken mekanlar olarak görülmeli ve yerel yönetimlerin bu doğrultuda erişimi kolaylaştırma, kaçak yapılaşmaya engel olma, ekosistemi koruma gibi görevleri olduğunu hatırlattı.
STRATEJİK ÖNEM VE ÇOK BOYUTLU YÖNETİM İHTİYACI
Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, kıyı kentlerinin ekonomik yaşam, turizm, ulaşım ve kültürel etkileşim açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu ancak bu yoğun kullanımın çevresel baskıyı artırdığını ve yönetim süreçlerini karmaşıklaştırdığını dile getirdi. İklim krizi karşısındaki kırılganlıkları nedeniyle kıyı kentlerinin artık yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu, deniz kirliliği ve aşırı hava olayları gibi tehditlerle de anıldığını belirtti. Hızlı kentleşme, turizm baskısı ve kamusal alan ihtiyacının bu tabloyu daha da karmaşıklaştırdığını ekleyen Arslan, kıyıların kentlerin nefes aldığı, kentle deniz arasındaki ilişkinin kurulduğu en önemli kamusal yaşam alanları olduğunu ve korunmasının yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda kent hakkı, kamusal erişim, yaşam kalitesi ve toplumsal sorumluluk meselesi olduğunu vurguladı. Bölgesel çalıştayların ilkinin Mersin'de, ardından İzmir'de gerçekleştirildiğini ve Trabzon'daki toplantının ardından Türkiye Belediyeler Birliği tarafından hazırlanacak Kıyı Kentleri Politika Belgesi'ne önemli katkılar sunacağını ifade etti. Kıyıları korumanın, bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da gözetmek anlamına geldiğini ve bu noktada yerel yönetimlerin deneyimi, ortak aklı ve dayanışmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Çalıştay kapsamında ayrıca, İzmir İli Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetim ve Planlama Projesi, Belediyelerin Kıyı Alanlarına Yönelik Yetki ve Sorumlulukları, Yasal Kurumsal Yapı gibi konularda sunumlar yapıldı. İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu'nun "Kamusal Altyapılar Olarak Kıyılar: Mekânsal Dinamikler, Kamusal Kullanım ve Gelecek Perspektifleri" başlıklı sunumu ve "Kamusal Kullanım", "Ekoloji ve Dayanıklılık", "Planlama ve Yönetişim" ile "Mavi Ekonomi" başlıklarında düzenlenen atölye çalışmaları da çalıştaya renk kattı.




