Türkiye’deki aile yapısındaki değişim, artan maliyetler ve değişen yaşam alışkanlıkları konut talebini yeniden şekillendiriyor.
Küçük konutlara olan ihtiyaç artıyor
Daha küçük, işlevsel ve erişilebilir konutlara olan talep artarken, çocuklu ailelerin geniş konut talepleri de devam etmekte. Bu durum, sektörün yalnızca tek bir daire tipine odaklanmak yerine farklı ihtiyaçlara cevap verecek dengeli projeler geliştirmesini zorunlu kılıyor. BURSA İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin sadece maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimlerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Aile yapısı değişiyor
Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 konutlar tercih edilirdi; şimdi ise tek bir kişinin, genç bir çiftin veya çocuklu bir ebeveynin ihtiyaçlarına uygun farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Tek kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyacına uygun konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti farklı olabilir” şeklinde konuştu.
Doğru konut karması oluşturulmalı
Değişen talebin, tüm projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çeken Demir, çocuklu ailelerin daha büyük konut ihtiyacının sürdüğünü vurguladı. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek, sadece 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele, büyük veya küçük konutlardan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına uygun dengeli bir konut karması oluşturmaktır” dedi. Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin artan önemine değinen Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden ödün verilmemesi gerektiğini belirtti. “Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” şeklinde konuştu. Erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.





