ALPARSLAN DİYARI- İnanoğlu, afetlerin kader olmadığını vurgulayarak, bilimsel planlama ve kararlı uygulama ile kayıpların en aza indirilebileceğini belirtti.
“Depremi durduramayız ancak kayıpları azaltabiliriz” diyen İnanoğlu, 21. yüzyılda ağır bedeller ödemenin bilim ve teknoloji çağında kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Yık-Yerine-Yap” Gerçek Dönüşüm Değildir
İnanoğlu’na göre mevcut kentsel dönüşüm anlayışı yeniden ele alınmalı. Bir yapıyı yıkıp aynı yoğunlukta hatta daha yüksek katlı olarak yeniden inşa etmenin gerçek dönüşüm olmadığını belirten uzman isim, şu başlıklara dikkat çekti:
Zemin analizlerinin yeniden yapılması
Yoğunluğun dengelenmesi
Yatay mimarinin esas alınması
Geniş yol ve açık alan planlaması
Altyapının baştan güçlendirilmesi
“Yatay mimari estetik değil, güvenlik modelidir” diyen İnanoğlu, emsal artışının gelişmişlik göstergesi olmadığını, aksine riskleri büyüttüğünü ifade etti.
Zemin Güçlendirme Ruhsat Şartı Olmalı
Riskli zeminlerde ileri mühendislik uygulamalarının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan İnanoğlu, özellikle fore kazık, Deep Soil Mixing (DSM) ve ankraj sistemlerinin belirli zemin sınıflarında ruhsat ön koşulu olması gerektiğini söyledi.
“Zemin güçlendirme maliyet değil, yaşam sigortasıdır” ifadelerini kullandı.
2000 Öncesi Yapılar Bilimsel Envantere Alınmalı
2000 yılı öncesi yapı stokunun dijital ortamda teknik analizlerle kayıt altına alınması gerektiğini belirten İnanoğlu, şu kriterlerin değerlendirilmesini önerdi:
Zemin sınıfı
Sıvılaşma potansiyeli
Yeraltı su seviyesi
Taşıyıcı sistem performansı
Deprem senaryo modellemesi
Riskli yapıların bilimsel öncelik sırasına göre yenilenmesi gerektiğini vurguladı.
Geniş Yol ve Park Alanları Hayati Öneme Sahip
Dar sokaklı ve yoğun yapılaşmış şehirlerin afet anında ikinci bir risk ürettiğini belirten İnanoğlu, modern şehir planlamasında şu unsurların zorunlu olduğunu kaydetti:
Geniş yol aksları
Alternatif tahliye güzergâhları
Planlı otopark alanları
Büyük ve erişilebilir parklar
“Parklar afet sonrası toplanma merkezidir, geniş yollar arama-kurtarma için hayattır” dedi.
Ulusal Zemin Bilgi Bankası Önerisi
Türkiye genelinde tüm zemin verilerinin tek merkezde toplanması gerektiğini savunan İnanoğlu, parsel bazlı zemin verilerinin tapu sistemine entegre edilmesini önerdi.
Bu sürecin üniversiteler, belediyeler ve ilgili kurumların koordinasyonuyla yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Modern şehir veriyle yönetilir” ifadelerini kullandı.
Erken Uyarı, Güçlü Altyapı ve Su Güvenliği
İnanoğlu ayrıca:
Büyükşehirlerde yoğun ivme ölçer ağı kurulması
Deprem erken uyarı sistemlerinin kritik altyapılarla entegre edilmesi
Yer altında geniş teknik altyapı galerileri oluşturulması
En az 72 saatlik su rezervi planlaması gerektiğini belirtti.
“Ayakta kalan ama suyu kesilmiş bir şehir güvenli değildir” diyerek su güvenliğinin önemine dikkat çekti.
2026 İçin Ağaçlandırma Seferberliği Önerisi
İnanoğlu, 2026 yılının ulusal ağaçlandırma yılı ilan edilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye nüfusu kadar ağaç dikilmesi çağrısında bulundu. Yeşil alanın yalnızca estetik değil, iklim direnci ve şehir sağlığı açısından da kritik olduğunu vurguladı.
Sonuç: Gelişmişlik Güvende Yaşamaktır
Murat İnanoğlu, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Depreme karşı en büyük güç beton değil; bilim, sistem ve bilinçtir. Hazırlık bir seçenek değil, çağdaş yaşam standardıdır.”
Malazgirtli uzman, güvenli şehirlerin ancak bütüncül planlama, güçlü altyapı ve bilinçli toplum ile mümkün olacağını ifade etti.



