Medipol Sağlık Grubu, 'Ulusal Kolorektal Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında 'Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Paneli' düzenleyerek, hastalığın erken tanısı ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.

ERKEN TANI VE DOĞRU TEDAVİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen panelde, 5 farklı branştan uzmanlar bir araya gelerek kalın bağırsak kanserinde erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının ne kadar kritik olduğunu vurguladılar. Etkinlikte, tarama programlarından akıllı ilaçlara, kapalı cerrahi yöntemlerinden beslenme alışkanlıklarına kadar pek çok konu derinlemesine ele alındı. Uzmanlar, kanserden korunmak için 45 yaşından itibaren düzenli kontrollerin bir zorunluluk olduğunu belirttiler.
YAŞAM TARZI VE BESLENMENİN ROLÜ
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Celalettin Haksal, kanserden korunmada yaşam tarzının büyük bir rol oynadığını vurguladı. Özellikle dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli su tüketiminin (ortalama 1,5-2 litre) vücut sağlığı için büyük önem taşıdığını belirtti. Sedanter yaşamın birçok hastalığa zemin hazırladığını ifade eden Haksal, kalın bağırsak kanseri ameliyatlarında kullanılan 'stoma' (torba) uygulamasının çoğu zaman geçici olduğunu ve günümüzdeki kapalı cerrahi yöntemlerinin hastaların daha hızlı iyileşmesini, daha az ağrı hissetmesini ve günlük yaşamlarına daha çabuk dönmesini sağladığını aktardı. Kapalı cerrahi ile hastanede kalış süresinin 5-7 güne kadar düştüğünü sözlerine ekledi.
TARAMA YAŞI ERKENE ÇEKİLDİ
Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, kolon kanserinde taramanın büyük önem taşıdığını ve son yıllarda kolonoskopi tarama yaşının erkene çekildiğini belirtti. Daha önce 50 yaş üzeri bireylere önerilen taramaların artık 45 yaşından itibaren yapılmasının tavsiye edildiğini aktaran Bilgiç, ailesinde kolon kanseri öyküsü olan kişilerde riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. Kolonoskopi sırasında tespit edilen polip türüne göre tedavi planının yapıldığını ve hareketsiz yaşam tarzı, liften fakir ve yağdan zengin beslenme, obezite ve aile öyküsünün önemli risk faktörleri arasında yer aldığını dile getirdi. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Yıldırım Altınok, rektum kanseri tedavisinde ameliyat öncesi radyoterapinin tümörü küçültmek amacıyla kullanıldığını ve bu sayede cerrahi işlemin daha kontrollü yapılabildiğini açıkladı. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu ise kolon kanserinin erken evrede yakalandığında tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu ve tarama programları sayesinde hastalığın erken tespit edilebildiğini belirtti. Evre 1 hastalarda genellikle kemoterapiye ihtiyaç duyulmadığını, ileri evrelerde ise kemoterapi ve akıllı ilaçların tedavi seçenekleri arasında yer aldığını ifade etti. Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tansel Çakır da kanser değerlendirmelerinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinin önemli bilgiler sağladığını, PET tetkiklerindeki radyasyon dozunun düşük olduğunu ancak çocuklarda ve gebelerde radyasyon maruziyetine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.



