Mardin, sanatın yeni durağı oldu. Galeri/Miz tarafından organize edilen ve 14 Mayıs ile 7 Haziran 2026 tarihleri arasında Meyman Sanatevi'nde sanatseverlerle buluşan "Eşik" adlı grup sergisi, bölgenin kadim coğrafyasını sadece bir mekan olarak değil, derin bir hafıza alanı olarak mercek altına alıyor.
MİTLER VE HAFIZA KESİŞİMİNDE BİR YOLCULUK
Ayşe Topçuoğulları, Ayşe Ebru Eryılmaz, Belmin Pilevneli, Cemil Güç, Doğukan Çiğdem, Gül Ilgaz, Kaan Tanhan, Işıl Esen, Metin Kalkızoğlu, Orhan Gazi Keskin ve Tuba Önder gibi birbirinden değerli sanatçıların eserlerinin yer aldığı sergi, Mezopotamya'yı tarihsel bir coğrafya olmanın ötesine taşıyarak, zamanın, anlatıların ve bilgi rejimlerinin iç içe geçtiği, katmanlı bir alan olarak ele alıyor. Sergi, mitolojiye dayanan "kadimlik" söyleminin, aslında kayıp ve manipüle edilmiş tarihsel hafızaları örttüğü gerçeğini sorguluyor.
SANATÇILARIN YENİDEN YORUMLADIĞI KAVRAMSAL ÇERÇEVELER
Sergideki eserler, sanatçıların farklı bakış açılarıyla hafıza ve temsil arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Mitlerin günümüzdeki bilgi üretim süreçlerine nasıl dönüştüğünü, kolektif hafızanın yeniden nasıl yazıldığını, bedenin ve sembollerin birbirleriyle olan geçirgen ilişkisini ve görünür olanın ardındaki tarihsel derinlikleri gözler önüne seriyor. Sanatçılar, Ayşe Ebru Eryılmaz'ın doğrusal olmayan okuma önerilerinden, Ayşe Topçuoğulları'nın bedenden bedene aktarılan saklı bilgiyi araştıran çalışmalarına, Belmin Pilevneli'nin miti güncel bir bilgi biçimi olarak yeniden kurmasından, Cemil Güç'ün Mezopotamya Ovası'nda ruhsal bir varoluşun izini sürmesine kadar geniş bir yelpazede kavramsal derinlik sunuyor. Doğukan Çiğdem mitlerin ideolojik dönüşümünü ve kolektif hafızanın yeniden yazımını ele alırken, Gül Ilgaz özgürlük kavramını sezgisel bir düzlemde sorguluyor. Işıl Esen beden, mit ve sembol arasındaki geçişkenliğe odaklanırken, Kaan Tanhan geçmişin bilgisiyle güncel teknolojileri birleştirerek yeni bağlantı noktaları öneriyor. Metin Kalkızoğlu yeraltı ve yerüstü arasındaki sınırı araştırarak görünür tarihin altındaki saklı hafızayı vurguluyor. Tuba Önder Mezopotamya mirasını toprağın kökleriyle ilişkilendirerek bilgiyi yüzeye taşıyor. Orhan Gazi Keskin ise otorite, bilgi ve güç arasındaki ilişkileri mermer üzerinden şekillendiriyor. Sergi, 7 Haziran 2026'ya kadar ziyaret edilebilir.




