Son yıllarda kronik hastalıklar, kanser vakaları, solunum yolu rahatsızlıkları ve bağışıklık sistemi hastalıklarında yaşanan artışın tesadüf olmadığını belirten Aytemiş, insanlığın doğaya verdiği zararın bedelini sağlık sorunlarıyla ödediğini söyledi.
Teknoloji, bilgi ve imkânların tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar geliştiğini ifade eden Aytemiş, buna rağmen hastalıkların artmasının çevresel faktörlerle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
“Toprak, Su ve Hava Kirlenirse Sağlıklı Bir Yaşam Mümkün Değil”
İnsan eliyle kirletilen toprağın sağlıklı ürün veremediğini, kirlenen suyun yaşamı tehdit ettiğini ve hava kirliliğinin insan sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Aytemiş, şu değerlendirmede bulundu:
“Toprağa bırakılan zehir toprağın hafızasına, suya bırakılan zehir suyun döngüsüne, havaya bırakılan zehir ise insanın nefesine karışıyor. Sonuç olarak bütün bu olumsuzlukların bedelini insan sağlığı ödüyor.”
Çevreyi Tehdit Eden Unsurlar Hastalıkları Tetikliyor
Aytemiş, günümüzde insan sağlığını tehdit eden en önemli çevresel risklerin hava kirliliği, ağır metaller, endüstriyel atıklar, pestisitler, kontrolsüz kimyasal kullanımı, ormansızlaşma, su kaynaklarının kirletilmesi ve plansız sanayileşme olduğunu belirtti.
Aşırı tüketim kültürü ve israfın da çevresel tahribatı artırdığını ifade eden Aytemiş, doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayan şekilde zarar gördüğünü söyledi.
“Gelecek Nesillerin Yaşam Hakkı Korunmalı”
Siyanürlü altın madenciliği başta olmak üzere çevreyi kirletme riski taşıyan uygulamaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Aytemiş, denetimsiz faaliyetlerin ekosistemleri tehdit ettiğini belirtti.
Çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkı olduğunu vurgulayan Aytemiş, kısa vadeli ekonomik çıkarların yaşam hakkının önüne geçirilmemesi gerektiğini dile getirdi.
“Gerçek Kalkınma Doğayı Koruyarak Mümkündür”
Doğanın korunmasının sürdürülebilir kalkınmanın temel şartı olduğunu ifade eden Aytemiş, şu çağrıda bulundu:
“Toprağı koruyarak üretmek, suyu koruyarak yaşamak, havayı kirletmeden gelişmek ve doğayı yok etmeden zenginleşmek gerçek kalkınmanın temelidir. Bir ağacı kesmek kolaydır ama yerine yüzyıllık bir orman koyamazsınız. Bir nehri kirletmek kolaydır ancak eski haline döndürmek çoğu zaman mümkün olmaz.”
“Doğa Yoksa Gelecek Yoktur”
Açıklamasının sonunda toplumun çevre konusunda daha duyarlı olması gerektiğini belirten Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
“İnsanlık artık ‘Daha fazla tüketmek için mi yaşayacağız, yoksa yaşayabilmek için mi üreteceğiz?’ sorusunu kendine sormalıdır. Çünkü toprak yoksa vatan yoktur, su yoksa yaşam yoktur, temiz hava yoksa sağlık yoktur. Doğa yoksa gelecek yoktur. Yaşamı savunmak, geleceği savunmaktır.”




