ALPARSLAN DİYARI- Diyarbakır, Bingöl-Sarım ve Muş için bir araya gelen ekoloji örgütleri, 28 Eylül 2025 Pazar günü Muş Kent Meydanı’nda “Doğaya Nefes Ol” çağrısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Saat 11.00’de başlayan etkinlikte çevre örgütleri, Murat Havzası’nda yapılması planlanan altın ve bakır madenleri ile HES projelerine karşı bir kez daha ses yükseltti.

Basın açıklamasını Meşe Derneği Basın Sözcüsü Merve Çelik okudu.
Çelik yaptığı açıklamada:” Muş’un devasa bir projesi olan, ülkeyi ve hatta dünyayı besleyecek 780 bin dekarlık Muş Ovası’nda, devletin uygulayacağı kapalı/basınçlı sulama sistemi projesiyle, bitkisel ve hayvansal sulama, Murat Nehri’nden karşılanacağından dolayı zehirli atıkların suya karışması halinde hayvanlar zehirlenecek, bitkisel ve tarımsal ürünler zehre bulaşmış olacaktır. Bu nedenle Muş Ovası’nda yetişecek ürünleri yiyen her insan ve her canlı varlık zehirlenerek büyük zararlar görecektir.

İçme suyunu Murat Nehri’nden karşılayan tüm Muş halkı zehirlenecek ve önü alınmaz hastalıklara uğrayacaktır.

Maden ocağının 10–15 yıllık bir sürede tahrip edeceği alan 300 yıl zehir yaymaya devam edecektir. Milyonlarca metreküp toprak kirlenecektir. Bölgede yetişmekte olan birçok bitki aromatik, şifalı, endemik bitki ve canlı varlıklar yok olacaktır.

Altın ocaklarından yayılan toz; bitkileri kurutacak, çiçek döllenmelerini engelleyecek, bal arıları çiçek özü alamayacağı için bölgede arıcılık yok olacaktır. Arıların yok olması yaşamın da yok olması demektir.
Peki bunca bedeli biz öderken kazanan kim olacak?
Maden şirketleri ve hükümetler; “sürdürülebilir çevre ve madencilik”, “kalkınma” ve “300–500 kişiye istihdam”, “cari açığı kapatma, katma değer üretme”, “kesilen ağaçlara fazlası ile ağaç dikme” ve “en son teknolojiyi kullanma” gibi söylemlerle altın madenciliğini meşru göstermeye çalışırken, işin aslı bunlar sadece göz boyamadan ibarettir. Şirketler büyük kolaylıklar sağlanarak halkın yaşamını, çevrenin sürdürülebilirliğini yok ederken, hastalıklara mahkûm ediyor.
Nihai ÇED olumlu raporlarıyla, Mollakara Altın Madeni’nden 222.702 ons altın ve 13.305 ons gümüş çıkarılacağı söyleniyor. Bir ons altının 3.600 doları olduğu düşünüldüğünde, bu milyarlarca dolar demek; ancak bu kârın %80–90’ı yurtdışına çıkacak. Bizlere kalansa hastalıklar, göç ve yaşanması zor bir çevre bırakılıyor.

Çağrımız:
İktidar, muhalefet fark etmeden tüm siyasetçilerimize, devlet ricalinde görev yapan yetkililerimize, kamuya gönüllü hizmet üretmek üzere kurulmuş olan tüm sivil toplum kuruluşlarımıza, ilim irfan sahibi değerli alimlerimize, din görevlilerimize, hak savunuculuğu yapan hukukçu ve avukatlarımıza, bilinçli bir toplumun oluşmasında katkı sağlayan yazar, şair, haberci ve yayıncı tüm gazetecilerimize, bilim/ilim alanında mürekkep yalamış, tedrisat görmüş tüm bilim insanlarımıza sesleniyoruz…


Bizim geleceğimizi yok etmek üzere bıraktıkları zehirlerle kirlettikleri toprağımızın, sularımızın yok olmasına izin vermeyelim, toprak yoksa su yoksa doğa ve doğal varlıklar, bitki örtüsü, ormanlar yoksa yaşam da yoktur.
Bu gemide hepimiz varız, kaybolmakta olan gelecek hepimizin geleceğidir. Hepimiz aynı şekilde zarar görüyoruz. Hepimizin çocukları ve gelecek nesilleri zehirlenecek, canlı varlıkların geleceği yok oluyor.
Gelin devlet millet el ele verelim, yaşamımızı yok eden bu tür kalıcı ve telafisi mümkün olmayan yanlış uygulamalara “dur” diyelim.
Çağrıcı Kurumlar:
DİSDER (Doğa İçin Sanat Derneği)
TÜRÇEP (Türkiye Çevre Platformu)
MEŞE Derneği
SARIM (Erozyonla Mücadele, Doğayı Koruma ve Ağaçlandırma Derneği)
BİNÇEVDER (Sarımsaklı Havzası ve Çevresi Doğal Mirasın Korunması Derneği)
VAN ÇEVDER (Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Derneği)
Vangölü Aktivistleri
Doğu Anadolu Ekoloji Platformu
Munzur Çevre Derneği




