İklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin temel taşı olan Paris Anlaşması, kabulünün üzerinden tam 10 yıl geçti. Bu süre zarfında, anlaşma küresel iklim politikaları için bir yol haritası oluştururken, güncellenen hedefler ve yeni mekanizmalarla geleceğe yönelik adımlar atılıyor.
Paris Anlaşması'nın Doğuşu ve Hedefleri
Fransa'nın ev sahipliğinde 2015 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı'nda (COP21) kabul edilen Paris Anlaşması, sanayi öncesi seviyelere göre küresel ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı, ideal olarak ise 1,5 derece ile sınırlamayı amaçlıyor. Anlaşma, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 55'ini oluşturan en az 55 ülkenin onayını alarak 4 Kasım 2016'da yürürlüğe girdi. Bu özelliğiyle, uluslararası bir anlaşmanın kabulünden sonraki en hızlı yürürlüğe girme rekorunu da elinde bulunduruyor.
Uygulama Mekanizmaları ve Finansman
Paris Anlaşması, iklim kriziyle mücadele kapsamında ulusal katkılar, emisyon azaltımı, uyum sağlama, kayıp ve zarar, finansman, teknoloji transferi ve şeffaflık gibi kritik konuları ele alıyor. Taraf ülkeler, 5 yıllık döngüler halinde Ulusal Katkı Beyanları (NDC) sunarak sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliği etkilerine karşı direnç geliştirme taahhütlerini beyan ediyor. Anlaşma ayrıca, ihtiyaç duyan ülkelere mali ve teknik destek sağlanmasını teşvik ederken, gelişmiş ülkelerin bu konuda öncü rol üstlenmesi bekleniyor. Bu çerçevede, düşük karbonlu çözümler ve yeni pazarlar da giderek önem kazanıyor.
Küresel Durum Değerlendirmesi ve Türkiye'nin Rolü
Anlaşmanın ilerlemesini değerlendiren ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) 2023'te COP28'de tamamlandı. Bu değerlendirme, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle mücadelede zorlanan gelişmekte olan ülkeler için büyük önem taşıyan Kayıp ve Zarar Fonu'nun kurulması yönünde bir anlaşmaya varılmasını sağladı. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2016'da imzalayarak 2021'de iç hukuk onay sürecini tamamladı. Öte yandan, ABD'nin anlaşmadan çekilip tekrar katılması ve sonrasında tekrar ayrılması gibi siyasi gelişmeler de anlaşmanın küresel etkilerini şekillendiriyor. 2024 itibarıyla yürürlüğe giren geliştirilmiş şeffaflık çerçevesi ile taraflar, iklim eylemleri ve destekler konusunda daha şeffaf raporlama yapacak.





