Prof. Dr. Zakir Avşar, modern demokrasilerin temel taşı olan hukukun üstünlüğüne dikkat çekerek, devlet organları ve bireylerin yasa önünde eşitliğinin bağımsız yargı sayesinde mümkün olduğunu belirtti. İddianame sürecinin, yargının tarafsızlığını sınayan kritik bir sınav olduğunu vurgulayan Avşar, bu sürecin hiçbir siyasi baskı veya müdahale olmaksızın ilerlemesinin demokratik meşruiyet için elzem olduğunu ifade etti.
CHP YÖNETİMİNE SERT ELEŞTİRİ
Avşar, özellikle CHP Genel Başkanı ve parti yönetiminin mitinglerde ve kamuoyuna yönelik açıklamalarda kullandığı ifadelerin, 'siyasi baskı veya müdahale girişimi' olarak algılanabileceği endişesini dile getirdi. Bu tür söylemlerin, hukukun temel ilkelerinden olan hesap verebilirlik ilkesini zedelediğini ve kamuoyunun siyaset kurumuna olan güvenini ciddi şekilde azaltabileceğini sözlerine ekledi.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE ŞEFFAFLIK VURGUSU
Demokratik sistemlerde hesap verebilirliğin yalnızca seçim sandıklarıyla sınırlı olmadığını, yargısal süreçler ve mali denetim gibi mekanizmalarla da desteklenmesi gerektiğini belirten Avşar, iddianamenin, seçilmiş bir belediye başkanının sorumluluğunu hukuk çerçevesinde inceleyen bir araç olduğunu hatırlattı. Siyasi aktörlerin, yargı süreçlerine müdahale etme eğiliminde olmak yerine, bu süreçlerin şeffaf ve bağımsız ilerlemesini sağlamaları gerektiğini vurguladı. Şeffaflığın demokratik olgunluğun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, iddianame sürecinin kamuoyu tarafından yakından izlenebilir olmasının devlet kurumlarına duyulan güveni pekiştirdiğini savundu. Avşar, siyasi partilerin ve liderlerin önceliğinin 'parti çıkarlarını savunmak' değil, 'hukukun üstünlüğünü korumak' olması gerektiğini altını çizdi. Yolsuzluk veya hukuksuzluk iddiaları karşısında siyasi aktörlerin taraf tutmak yerine, sürecin adil ve bağımsız ilerlemesini desteklemeleri gerektiğini ifade etti. İddianameye verilen siyasi tepkilerin, toplumun adalet algısı ve demokratik olgunluk seviyesi açısından önemli bir test niteliği taşıdığını vurgulayan Avşar, "Hukuk siyasetin ekseninde hareket etmez; siyasetçiler hukuk içinde kalmak zorundadır" sözleriyle değerlendirmesini sonlandırdı.




