Prof. Dr. Zakir Avşar, köşe yazısında yirmibirinci yüzyılda uluslararası sistemin klasik güç dengesi teorilerinin ötesine geçerek çok boyutlu bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı.
NATO ZİRVESİ'NE STRATEJİK BAKIŞ
Akademisyen, NATO zirvesinin Ankara’da düzenlenmesinin sadece sıradan bir organizasyon başarısı olmadığını, Türkiye’nin küresel güvenlik mimarisindeki yerini pekiştiren bir fırsat olduğunu belirtti. Türkiye’nin bu zirvede üstlendiği rol, NATO içindeki konumunu yalnızca üyelik statüsüyle değil, aynı zamanda bölgesel liderliğe yönelik stratejik otonomisiyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin jeopolitik merkezi konumu, zirve ile birlikte daha da görünür hale gelecektir.
DİPLOMATİK MANEVRA ALANINI GENİŞLETMEK
Zirvenin Türkiye’nin diplomatik manevra alanını genişleteceğine dikkat çeken Avşar, bu tür uluslararası organizasyonların, devletlerarası ilişkilerde yüz yüze diplomasi için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Türkiye'nin, NATO zirvesi aracılığıyla ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerle ilişkilerinde yeni sayfalar açabileceği ve savunma sanayi iş birlikleri gibi alanlarda kazanımlar elde edebileceği vurgulandı. Son olarak, Türkiye’nin savunma sanayi ve teknolojik kapasitesinin uluslararası görünürlüğünün artmasının, ülkenin stratejik otonomi tezini güçlendireceği belirtildi. Bu bağlamda NATO zirvesinin Ankara’da gerçekleşmesi, Türkiye’nin güçlü bir aktör olarak uluslararası sistemdeki yerini daha da pekiştirecektir.




