Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Zakir Avşar, Suriye'deki son gelişmeleri değerlendirdiği köşe yazısında, SDG-YPG-PKK yapılanmasının tasfiyesinin modern Ortadoğu tarihinin en yıkıcı siyasi mühendislik girişimlerinden birinin iflası anlamına geldiğini belirtti. Avşar, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın 'SDG'nin kullanım süresi doldu' açıklamasını, vekâlet savaşları paradigmasının çöküşünün resmi ilanı olarak yorumladı.
BİR ENSTRÜMANIN TRAJEDİSİ
Avşar, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı verilen ve PKK bağı bilinen yapının, DEAŞ'a karşı etkili bir araç olarak kurgulandığını ancak siyasi anlamda hiçbir zaman bir 'özne' olamadığını, sadece bir enstrüman olduğunu vurguladı. Büyük güçlerin yerel aktörleri kendi çıkarları için kullandığını, bu aktörlerin ancak büyük güçlerin çıkarlarıyla örtüştüğü sürece kendi amaçlarını gerçekleştirebildiğini ifade etti. SDG-YPG-PKK'nın trajedisinin de tam olarak burada yattığını kaydetti.
DEVLET KURAMI VE MEŞRUİYET SORUNU
Yazısında Max Weber'in devlet tanımına atıfta bulunan Avşar, devletin meşru şiddet tekeline sahip yapı olduğunu hatırlattı. SDG-YPG-PKK'nın ABD'nin askeri varlığına yaslanarak fiili bir şiddet alanı oluşturduğunu, ancak bunu hiçbir zaman meşru bir devlet yapısına dönüştüremediğini belirtti. Meşruiyetin yalnızca silah ve toprakla değil, tanınma, hukuk ve merkezi egemenlikle mümkün olduğunu vurguladı. Suriye'de merkezi devletin yeniden ortaya çıkmasının, SDG-YPG-PKK'nın bu alanını yapısal olarak ortadan kaldırdığını ifade etti.
JEOPOLİTİK NORMALLESME SÜRECİ
Avşar, yaşanan gelişmelerin bir 'politik dönüş' değil, 'jeopolitik normalleşme' olduğunu savundu. Devlet dışı silahlı yapıların, büyük güçler için faydalı oldukları sürece yaşadığını, ancak bölgenin tarihsel dokusunda yer edinemediklerini belirtti. SDG-YPG-PKK'nın tasfiyesinin, bir örgütün ve bir yanılsamanın da sonu olduğunu kaydetti: Ortadoğu'nun silahlı taşeronlarla yeniden şekillendirilebileceği yanılsamasının. Gerçeğin her zaman eninde sonunda geri döndüğünü ve Suriye'de de döndüğünü ifade etti.




