Sakarya'da, ebelik bölümü son sınıf öğrencisi Sude Nas Topçu, gününü iki farklı rol arasında geçiriyor. Sabahları üniversitede derslere ve stajlara katılan Topçu, akşamları ise şehir içi ulaşımda minibüs şoförlüğü yaparak yolculara hizmet veriyor. Bu yoğun tempoyu beş aydır sürdüren genç kadın, hem mesleki eğitimini hem de çocukluktan gelen bir tutkuyu aynı anda yaşamanın gururunu taşıyor.
BABASINDAN ALDIĞI GÜVENLE YOLA ÇIKTI
Minibüs şoförlüğü serüveni, babasının yanında muavinlik yaparak başladı. Küçüklüğünden beri direksiyona ilgi duyan Topçu, babasının "İstersen yaparsın" sözleriyle cesaretlendi. Yaşı dolduğu gün tüm belgelerini tamamlayarak resmi olarak şoför koltuğuna oturdu. Bu süreci "biraz cesaret, biraz da merak" olarak tanımlayan Topçu, başlangıçta "Yapabilir mi?", "Kadın şoför mü?" gibi önyargılarla karşılaştığını ancak zamanla bu tepkilerin yerini destek ve takdir cümlelerinin aldığını belirtiyor.
TOPLUMUN KADIN ALGISINA MEYDAN OKUYOR
Ebelik öğrencisi olduğunu öğrenenlerin kendisini daha "makbul" bir kadın profili olarak gördüğünü, minibüs şoförlüğünde ise şaşkınlık ve sorgulamayla karşılaştığını ifade ediyor. Bu ikiliği, toplumun kadınları belli kalıplara sıkıştırdığının bir göstergesi olarak yorumluyor. Özellikle kadın yolculardan gelen "Seninle gurur duyuyoruz" gibi sözlerin kendisi için her şeye bedel olduğunu vurguluyor.
HAYAT DERSLERİ VE GELECEK HAYALLERİ
Okul ve işi bir arada götürmenin zorluklarını disiplinli planlamayla aştığını söyleyen Topçu, tıkandığını hissettiğinde kendisine neden başladığını hatırlatarak motive oluyor. Yolculardan bazen yanlış araca bindiğini sanıp inen, sonra "Gerçekten siz mi kullanıyorsunuz?" diye soran ilginç anılar yaşıyor. Diplomasını aldıktan sonra ebelik yapmayı planlayan Topçu, şoförlüğün kendisine kadınlığın tek bir kalıba sığmadığını, bir kadının aynı anda hem şefkatli hem güçlü olabileceğini öğrettiğini söylüyor.





