Sapanca Gölü Havzası'nda yağışların azalması ve düzensizleşmesi, su seviyesini düşürürken tarımsal üretimi de olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, suyun doğru yönetildiği bir sistem kurulmadan kalıcı bir iyileşmenin mümkün olmadığını vurguluyor. Anadolu Ajansı'nın 'Sapanca Gölü Alarm Veriyor' dosyasının bu bölümünde, kuraklığın tarıma etkisi ve tetikleyebileceği göç potansiyeli masaya yatırılıyor.
YAĞIŞLAR YÜZDE 30 AZALDI, SU SEVİYESİ DÜŞÜYOR
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Dr. Tufan Turp, havzada şiddetli bir kuraklık yaşandığını belirtiyor. Meteoroloji verilerine göre, 2025 su yılında Sakarya ve Kocaeli'de normalin yaklaşık yüzde 30 altında yağış görüldü. 10 Aralık itibarıyla gölün su seviyesi 28,56 metre olarak ölçüldü. Turp, düzenli yağışların yerini kısa süreli şiddetli sağanaklara bıraktığını, yazların ise daha uzun kurak dönemlerle geçtiğini ifade ediyor. Bu durum, toprağın su tutma kapasitesini düşürerek gölün beslenmesini zayıflatıyor ve ekosistemin doğal işleyişini bozuyor.
TARIMSAL ÜRETİM VE ÇİFTÇİLER ZOR DURUMDA
Aynı merkezin Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Nazan An ise tarım sektörünün en çok etkilenen alan olduğuna dikkat çekiyor. Geleneksel ürün desenlerinin değişen iklimle uyumsuz hale geldiğini, sulama maliyetlerinin arttığını ve verimliliğin düştüğünü söylüyor. An, çiftçilerin ekim ve hasat zamanlarının belirsizleştiğini, bu periyotların bölgelere göre 2-3 hafta kaydığını aktarıyor. Çözüm olarak, yüksek su tüketen bitkilerden, kuraklığa dayanıklı baklagillere ve aromatik bitkilere geçişin şart olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde tarımsal faaliyetlerin ekonomik olarak sürdürülemez hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.
GÖÇ RİSKİ VE KALICI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Dr. Nazan An, üretimdeki belirsizlikler ve gelir kayıplarının kırsaldan kente göçe yol açabileceğini belirtiyor. Bu göçün sadece kuraklıktan değil, sosyoekonomik koşulların bir bütününden kaynaklandığını ifade ediyor. Kalıcı iyileşme için, iklimsel eğilimlerin dikkate alındığı bütüncül bir su yönetimi yaklaşımının zorunlu olduğunun altını çiziyor. Suyun doğru yönetildiği, kıyıların korunduğu ve kirliliğin azaltıldığı bir sistem kurulmadan sorunun çözülemeyeceğini vurguluyor. An'a göre, göl ekosistemi korunup tarımsal geçim sürdürülebilir hale geldiğinde, hem doğa hem de sosyal yapı birlikte iyileşebilecek.





