Türkiye'de ortaöğretimdeki okullaşma oranlarında kaydedilen önemli artışlara rağmen, liselerin öğrencileri hayata yeterince hazırlayamadığına dair endişeler dile getiriliyor. TEDMEM'in raporu, ortaöğretimde net okullaşma oranının %90'lara ulaşmasını kapsayıcılık açısından olumlu bir kazanım olarak belirtirken, eğitimin niteliği ve öğrencilerin geleceğe hazırlanması konusundaki yetersizliklere dikkat çekiyor.
Liseler gençleri hayata hazırlıyor mu?
Rapora göre, üniversite sınavlarındaki "yapay yığılma", artan devamsızlık oranları ve açık liseye yönelimin yükselmesi, mevcut lise sisteminin işlevselliğini sorgulatıyor. Öğrencilerin önemli bir kısmının okulu zaman kaybı olarak görmesi ve hayata hazırlanmadığını belirtmesi, sistemin yeniden yapılandırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Millî Eğitim Bakanlığı verileri de ortaöğretimde devamsızlık oranlarının ürkütücü boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Eğitimde süre mi, içerik mi önemli?
Uluslararası karşılaştırmalar, dünya genelinde zorunlu eğitim süresinin artma eğiliminde olduğunu ve ülkelerin eğitimi kısaltmak yerine güçlendirmeye odaklandığını gösteriyor. Finlandiya, Almanya gibi ülkelerde yapılan eğitim reformları, genç işsizliğini azaltmada ve öğrencileri hayata daha iyi hazırlamada etkili oluyor. TEDMEM, Türkiye'nin zorunlu eğitimi kısaltma yönündeki gerekçelerin bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu ve çocukların yüksek yararını göz ardı ettiğini vurguluyor. Ortaöğretim reformu için erişim hakkı, nitelik, yaşama hazırlık, fırsat eşitliği, bütüncül sistem, bilimsel veri, öğrenci merkezlilik ve çocuğun yüksek yararı gibi 8 temel ilkenin benimsenmesi gerektiği belirtiliyor.



