ANKARA - BHA Terörsüz Türkiye sürecini değerlendiren bir Şanlıurfalı olarak, bu sürecin sadece bir siyasetçinin bakış açısıyla değil, aynı zamanda bir Kürt kadın ve bu coğrafyanın bir evladı olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Terör, ayrışma ve çatışmanın bu topraklara neler kaybettirdiğini en iyi bizler biliyoruz. Terörsüz bir Türkiye, benim için çocuklarımızın geleceği demektir. Farklı dillerde, ırklarda, dünya görüşlerinde ve siyasi yaklaşımlarda Anadolu’nun evlatlarının eğitimle, üretimle ve hayalleriyle buluştuğu bir ülke istiyoruz.
Bölge ekonomisi için büyük potansiyel
Bir iş kadını olarak, terörün tamamen ortadan kalkmasının bölge ekonomisine olumlu yansımalarını görebiliyorum. Şanlıurfa ve Güneydoğu, bu karanlık gölgenin kalkmasıyla sahip olduğu potansiyeli daha güçlü bir şekilde ortaya koyacak. Yatırımlar, üretim, turizm ve tarımla anılan, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyulan bir bölge yaratmak için zaman kaybetmemeliyiz. Güvenlik için harcanan kaynakların, artık toprağımıza ve çocuklarımızın geleceğine dönmesiyle, Şanlıurfa ve Güneydoğu'da çok daha parlak bir tablo göreceğimize inanıyorum.
Kardeşlik ve demokrasi süreci
TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi olarak, bu tarihi sürecin bir parçası olmak benim için büyük bir kazanç ve miras. Bu kardeşliğin hem tanığı hem de Meclis çatısı altında sözcüsü olduğumuzu unutmamalıyız. Bin yıllık Türk-Kürt kardeşliği, siyasi bir slogan değil, bu toprakların gerçeğidir. Aynı sofrada oturmuş, acılara ve sevinçlere ortak olmuş insanlarız. Terörsüz Türkiye, bu kardeşliğin önündeki gölgeleri kaldıracak bir süreçtir. Sürecin tamamlanmasıyla birlikte, bölgenin siyaseti farklı bir boyuta evrilecektir. Silahın sustuğu yerde, demokrasi daha güçlü bir şekilde hayata geçecektir. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, Türkiye’nin farklılıkları zenginliğimizdir ve bu farklılıkları konuşarak çözüme ulaştırmalıyız.




