Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan'da zorla çalıştırma uygulamaları ve bu durumun küresel tedarik zincirlerine etkileri, Meksika'da düzenlenen bir etkinlikte masaya yatırıldı. Uygur Hareketi Başkanı Ruşen Abbas, sunumunda Çin'deki en az 100 şirketin, Uygur kökenli işçilerin zorla çalıştırılmasından etkilenen tedarik zincirlerine sahip olduğunu vurguladı. Bu şirketler arasında dünyaca bilinen markaların da bulunduğunu belirten Abbas, Çin kökenli veya Çin tedarik zinciriyle bağlantılı her türlü ürünün zorla çalıştırılmış Uygur işçilerle ilişkilendirilebileceği uyarısında bulundu.

Küresel Markalar Tedarik Zincirlerinde Risk Altında
Raporlarda Nike, Heinz ve Zara gibi tanınmış markaların, tedarik zincirlerindeki potansiyel zorla çalıştırma riskleri nedeniyle incelenmesi gerektiği öne sürüldü. Ruşen Abbas, ailesinin de bu baskılardan mağdur olduğunu belirterek, durumun kamuoyuna duyurulması ve sadece Çin hükümetine değil, bu uygulamalara ortak olan şirketlere karşı da uluslararası baskı oluşturulması çağrısında bulundu. Tijuana'daki Amerika Birleşik Devletleri Konsolosu Christopher Teal ve Hoover Enstitüsü'nden araştırmacı Glenn Tiffert de farkındalığın artırılmasının önemini vurgularken, genel bir reddetme yaklaşımından kaçınılması gerektiğini ifade ettiler.

Çin Konsolosluğu'ndan Sert Yanıt
Bu gelişmelerin ardından Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tijuana Başkonsolosluğu, Sincan ile ilgili ortaya atılan "soykırım", "çağdaş kölelik" ve "din baskısı" gibi iddiaları "yanlış" olarak nitelendirerek sert bir bildiri yayınladı. Konsolosluk, ABD'yi Çin'in iç işlerine müdahale etmekle suçlayarak, Sincan'ın sosyal istikrara, ekonomik kalkınmaya ve gelişmiş yaşam standartlarına sahip olduğunu savundu. Açıklamada, bölgedeki Uygur nüfusunun arttığı ve yaşam beklentisinin yükseldiği belirtilerek, Çin hükümetinin bölgede uyguladığı politikaların uluslararası toplum tarafından genel olarak olumlu değerlendirildiği iddia edildi.


