Orman yanarsa, gelecek söner
Yaz ayları geldiğinde hepimizin yüreğini yakan bir manzara ile karşılaşıyoruz: Orman yangınları… Kimi zaman ihmal, kimi zaman sabotaj, kimi zaman da dikkatsizlik yüzünden binlerce hektar orman kül oluyor. Oysa orman sadece ağaçlardan ibaret değildir; kuşların yuvası, hayvanların yaşam alanı, bizim ise nefes kaynağımızdır.
Her ağaç kesildiğinde, her orman yandığında aslında geleceğimizden çalınmış oluyor. Bugün bir orman yandığında, yarın bir çocuk daha az oksijen soluyacak, bir köy daha susuz kalacak, bir canlı daha yuvasız kalacak. Bu yüzden orman yangınlarını sadece bir “haber” olarak görmek, büyük bir yanlıştır.
Ama çaresiz değiliz. Hepimize düşen görevler var:
• Dikkatsizlikten kaçınmalıyız. Piknik sonrası söndürülmeyen ateşler, ormana atılan cam şişeler yangının en büyük sebeplerindendir.
• Gönüllü bilinçlenmeliyiz. Köylerde, kırsalda yaşayan gençler yangın gönüllüsü olabilir, erken müdahaleye destek verebilir.
• Teknoloji ve takip sistemi kullanılmalı. Belediyeler ve yerel yönetimler, ormanlık alanlarda kameralar, sensörler ve gönüllü timlerle sürekli gözetim sağlamalıdır.
• Ağaç dikmek yetmez, sahip çıkmalıyız. Yanan alanlara fidan dikmek önemli ama asıl mesele var olanı korumaktır.
Biz gençler, doğaya karşı daha duyarlı olmalı ve bu bilinci topluma yaymalıyız. Çünkü doğa, bize atalarımızdan kalan bir miras değil; çocuklarımızdan emanet aldığımız bir gelecektir.
Unutmayalım: Bir ağaç bir nefes, bir orman bir ömür demektir.

Yazarın Diğer Yazıları
- Asgari Ücretle Yaşamak mı, Hayatta Kalmak mı?
- “Aileyi Bozan Her Sapkınlığa Lanet Olsun!”
- Asgari Ücret Artmadan Her Şeye Zam Gelmesi Vicdansızlıktır!
- Malazgirt’in Sıcak Kalbinde Geçen İki Yıl
- Toplumsal değerler ve aile
- Kız İsteme Merasimlerinde Değişen Değerler
- Gençlerin Yanındayız! Belediyelere Ücretsiz Düğün Salonu Çağrısı
- Aile Dağınıklığı ve Gençliğin Sessiz Çöküşü


