• Ziraat Bankası Reklam
EĞİTİM
Yayınlanma : 02 Nisan 2026 02:00
Düzenleme : 02 Nisan 2026 01:16

2 Nisan Dünya Otizm Günü’nde Anlamlı Mesaj

2 Nisan Dünya Otizm Günü’nde Anlamlı Mesaj
Otizmin ne olduğundan çok “ne olmadığına” odaklanan edebiyatçı-yazar Beyaz Çağlayan, 2 Nisan Dünya Otizm Günü’ne özel kaleme aldığı yazısında toplumsal önyargılara meydan okudu....

Muşlu hemşehrimiz, Muş Yağmur Kuşağı Otizm Eğitim Derneği’nde uzun süre başkanlık yapan ve Anadolu Otizm Federasyonu Muş İl Temsilcisi olan edebiyatçı-yazar Beyaz Çağlayan, 2 Nisan Dünya Otizm Günü dolayısıyla kaleme aldığı dikkat çeken yazısında, otizmin ne olduğundan çok “ne olmadığına” vurgu yaparak toplumsal önyargılara sert bir dille karşı çıktı. 

morgan yeni köy

 

Çağlayan, yıllardır yürüttükleri konferans ve bilinçlendirme çalışmalarıyla önemli bir farkındalık oluşturduklarını belirterek, toplumun hâlâ bazı temel yanlış algılarla hareket ettiğine dikkat çekti.

 

“Otizm Bir Hakaret Değildir”


Çağlayan, günlük hayatta sıkça kullanılan ve sonu soru ekiyle bitse de hakaret içeren ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.


“Otistik misin?” gibi sözlerin, ömür boyu süren nörogelişimsel bir farklılığı aşağılamak için kullanılmasının insanlık onuruna aykırı olduğunu ifade eden yazar, otizmin asla alay konusu yapılamayacağını belirtti.

 

“Hoşgörü Değil, Hak Temelli Yaklaşım Şart”


Otizmli bireyler için kullanılan “mazur görmek” ya da “hoşgörü göstermek” gibi ifadelerin de yanlış olduğuna dikkat çeken Çağlayan, şu ifadeleri kullandı:
“Otizm bir kusur ya da suç değildir ki hoş görülsün. Bu yaklaşım, farkında olmadan aşağılamayı içinde barındırır.”
Ailelere de çağrıda bulunan Çağlayan, çocuklarının “hoşgörü” adı altında küçümsenmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

 

“Etiket Değil, İsimleriyle Varlar”


Toplumda yaygın olarak kullanılan “otistik birey” tanımlamasına da değinen Çağlayan, bunun yanlış bir dil alışkanlığı olduğunu belirtti.


Bir bireyi sürekli bir özelliğiyle tanımlamanın incitici olduğunu ifade ederek, çocukların isimleriyle anılması gerektiğini vurguladı.

 

“Vicdan Rahatlatmak Değil, Gerçek Çözümler Gerek”
Otizmli bireylere yönelik yanlış yaklaşımlardan birinin de “yardım” adı altında yapılan bilinçsiz davranışlar olduğunu dile getiren Çağlayan, özellikle sokakta para verme gibi davranışların çözüm olmadığını söyledi.


“Bu çocuklar dilenci değildir. Kimsenin vicdanını rahatlatma aracı hiç değildir.”


Sorunların ancak bilimsel, rasyonel ve hukuki yollarla çözülebileceğini belirtti.

 

“Kentler Onlara Uyum Sağlamalı”


Çağlayan, en önemli çözüm yollarından birinin şehirlerin yeniden planlanması olduğunu ifade etti.


Otizmli bireyler için özel yaşam alanları, parklar, sosyal alanlar ve “otizm dostu” şehirlerin inşa edilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:


“Onlar bizim kentlerimize uyum sağlamak zorunda kalmasın, kentler onları anlayacak şekilde tasarlansın.”

 

“Gürültü Onlar İçin Katlanılamaz”


Günlük hayatta maruz kalınan yüksek ses ve gürültünün otizmli bireyler için ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Çağlayan, özellikle trafikte gereksiz korna kullanımının azaltılması gerektiğini söyledi.


Bu hassasiyetin sadece otizmli bireyler için değil, toplumun tamamı için önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

 

“Eğitimde Büyük Eksiklik: Üniversite Yok”


Yazısında en çarpıcı başlıklardan biri de eğitim oldu.
Otizmli bireylerin lise sonrası eğitim imkanlarının yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Çağlayan, üniversitelerde özel bölümlerin açılması gerektiğini belirtti.
“Bu, eğitimde fırsat eşitliğinin açıkça ihlalidir. Bu hak onlara iade edilmelidir.”

 

“Toplumsal Bakış Değişmeli”


Toplumun otizmli bireylere yönelik bakış açısının köklü şekilde değişmesi gerektiğini belirten Çağlayan, alaycı bakışlar, olumsuz yorumlar ve dışlayıcı tutumların çocukları derinden etkilediğini söyledi.


“Onlar hissediyor, üzülüyor. Bu ‘normal’ sandığımız tepkiler aslında en büyük sorundur.”

 

 

ALTUN REKLAM