Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital oyunların çocukların hayatından tamamen çıkarılmasının hem gerçekçi hem de pedagojik açıdan yanlış bir yaklaşım olduğunu savundu. Gülaldı, ailelere içerik seçimi, ekran süresi ve dijital okuryazarlık konularında bilinçli hareket etmeleri çağrısında bulundu. 8 Temmuz Video Oyunları Günü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Gülaldı, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dijital oyunların çocukların günlük yaşamında kaçınılmaz bir yer edindiğini belirtti. Bu oyunların sadece bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda sosyalleşme, öğrenme ve kültürel etkileşim için de bir platform sunduğunu vurguladı.
ÇOCUKLARI OYUNLARDAN UZAKLAŞTIRMAK YERİNE YÖNLENDİRMEK
Gülaldı, katı yasakların çocukları akran ilişkilerinden koparabileceği ve denetimsiz alanlara itebileceği uyarısında bulundu. "Asıl sağlıklı yaklaşım yasaklamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek doğru ve net sınırlar koymaktır." diyen uzman, ebeveynlerin oyun seçerken PEGI ve ESRB gibi uluslararası yaş derecelendirme sistemlerine dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Bu sistemlerin sadece yaş sınırı değil, aynı zamanda içerik (şiddet, korku, argo, kumar benzeri unsurlar) hakkında da önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Strateji, problem çözme ve analitik düşünmeyi destekleyen oyunların tercih edilmesinin altını çizen Gülaldı, bir oyunun çocuğu pasif bir izleyici konumuna sokmaması gerektiğini ekledi.
ŞİDDET VE KORKU İÇERİKLİ OYUNLARIN RİSKLERİ
Yaşa uygun olmayan dijital oyunların çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarılarda bulunan Gülaldı, özellikle şiddet içerikli oyunların çocuklarda duyarsızlaşma, öfke kontrolü sorunları ve akran zorbalığı riskini artırabileceğini söyledi. Erken çocukluk döneminde korku ve gerilim içeren oyunların ise kaygı bozuklukları ve uyku problemleri yaratabileceğini belirtti. Doğru seçilen oyunların analitik düşünme, dikkat, problem çözme, yaratıcılık, ekip çalışması, liderlik ve iletişim gibi becerileri geliştirebileceğini de sözlerine ekledi. Ekran süresi konusunda ise ailelerin çocuklarıyla birlikte oyun oynamasını ve oyun üzerine sohbet etmesini daha sağlıklı bir yaklaşım olarak önerdi. Ailelerin, çocuklarının uyku, beslenme, ders çalışma, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal ilişkilerini aksatmayacak şekilde bir "medya sözleşmesi" oluşturmasını tavsiye etti. Aşırı oyun oynamanın bağımlılığa dönüşebileceği durumlarda, uzman desteği alınması gerektiğini hatırlattı.





