Bursa'da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik başlatılan ihale sürecine sert tepki gösterdi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde bir araya gelen doğa savunucuları, "Mesele yalnızca kızıl geyik değil, Bursa'nın yaşam hakkıdır." diyerek konunun vahametine dikkat çekti.
DOĞA EKONOMİK BİR DEĞER Mİ?
Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader, Bursa Veteriner Hekimler Odası ve TMMOB'a bağlı çok sayıda oda ile Nilüfer Kent Konseyi'nin ortaklaşa düzenlediği basın açıklamasında, kızıl geyiklerin avlanmasının münferit bir olay olmadığı, tüm ekosistemi ilgilendirdiği vurgulandı. Katılımcılar, doğanın bir meta gibi alınıp satılmasına, ihale edilmesine veya ekonomik bir değer üzerinden değerlendirilmesine kesinlikle karşı çıktıklarını belirttiler. "Doğa alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir." şeklinde konuşan doğa savunucuları, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu ifade etti.
BURSA'NIN KANAYAN ÇEVRE YARALARI
Açıklamada, Bursa'nın giderek artan çevresel tehditlere dikkat çekildi. Verimli tarım arazilerinin sanayi yatırımları yüzünden daraldığı, ormanların parçalandığı, maden ve taş ocaklarının doğal yaşam alanları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. İklim kriziyle derinleşen kuraklık ve azalan su kaynakları da önemli birer sorun olarak sıralandı. Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, Marmara Denizi'ndeki müsilaj, Bursa Ovası'ndaki yapılaşma baskısı, Uludağ'ın geleceği ve İznik Gölü'ndeki su kaybı gibi pek çok sorunun ortadayken, doğanın bir de av ihalesiyle karşı karşıya kalmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği ve "Tek Sağlık (One Health)" yaklaşımının önemine değinildi. Kızıl geyiklerin orman ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğu ve biyolojik çeşitliliğin korunmasının ekolojik denge için hayati önem taşıdığı belirtildi. Son olarak, doğayı korumanın romantik bir tercih değil, ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluk olduğu hatırlatılarak, bu ihale sürecinin durdurulması çağrısı yapıldı.






