Yeni bir araştırma, yaşam için en uygun evrenin, bizim evrenimizden daha az karanlık enerjiye sahip olması gerektiğini ortaya koydu. İsviçre ve İngiltere'den bilim insanları, karanlık enerjinin yıldız oluşumu ve dolayısıyla Dünya dışı zeki yaşamın ortaya çıkma ihtimali üzerindeki etkisini inceledi. Bilim dünyası, evrenin zamanla hızlanan genişlemesine neden olan gizemli gücü "karanlık enerji" olarak adlandırıyor.
ÇOKLU EVREN VE YAŞAM İHTİMALİ
Hakemli bilimsel dergi Monthly Notices of the Royal Astronomical Society'de yayımlanan çalışma, karanlık enerjinin yoğunluğu ile evrenin tarihi boyunca oluşturduğu toplam yıldız sayısı arasındaki ilişkiyi ele aldı. Araştırmacılar, sadece bizim evrenimizi değil, karanlık enerji yoğunluğu farklı olan varsayımsal evrenleri de içeren yeni bir teorik model geliştirdi. Bu model, çoklu evren (multiverse) teorisi bağlamında zeki yaşamın olasılığını sorguluyor.
ANTROPİK AKIL YÜRÜTME VE KARANLIK ENERJİ
Araştırma ekibi, bu soruyu yanıtlarken "antropik akıl yürütme" yöntemini kullandı. Bu yaklaşım, evrenin temel özelliklerinin, bizim var olabilmemizden yola çıkarak anlaşılabileceğini savunuyor. Evren hakkında pek çok bilinmeyen olsa da, en azından küçük bir bölümünde insan yaşamına izin verdiğini biliyoruz. Bu gerçek, evrenin diğer özelliklerini anlamak için bir çıkış noktası sunuyor. Nobel Ödüllü fizikçi Steven Weinberg, 1980'lerin sonlarında, karanlık enerjinin daha yüksek olması durumunda evrenin çok daha hızlı genişleyeceğini ve bunun da galaksiler ile yıldız oluşumunu engelleyerek yaşam ihtimalini azaltacağını öne sürmüştü. Karanlık enerji, yıldız oluşumunu etkilediği için zeki yaşam ihtimaliyle de yakından ilişkilidir.
EN ELVERİŞLİ EVREN SENARYOSU
Çalışmanın sonuçlarına göre, evrende oluşan toplam yıldız sayısı, karanlık enerji yoğunluğu mevcut değerinin yaklaşık onda biri olduğunda en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bu teorik senaryoda, evrendeki sıradan maddenin yüzde 27'si yıldızlara dönüşürken, bizim evrenimizde bu oran yüzde 23 civarında kalıyor. Bu durum, evrenimizin yaşam için oldukça elverişli olduğunu ancak en ideal koşullara sahip olmadığını gösteriyor. Araştırma, karanlık enerji yoğunluğu arttıkça yıldız oluşumunun ve dolayısıyla zeki yaşam ihtimalinin giderek azaldığını da ortaya koyuyor. Bununla birlikte, çoklu evren varsayımı altında yapılan hesaplamalar, evrenlerin yüzde 99,5'inin bizimkinden daha yüksek karanlık enerji yoğunluğuna sahip olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu çalışmanın çoklu evrenin varlığını kanıtlamayı veya uzaylı yaşamı bulmayı amaçlamadığını, daha çok karanlık enerjinin gizemli değerinin neden bu şekilde ölçüldüğünü, bizim varlığımız gerçeğinden yola çıkarak açıklamaya yönelik bir düşünce deneyi niteliği taşıdığını vurguluyor.





