Attığım başlığın içine doldurayım!:
Kâbe imamı Sudeys: Allah'a hamdolsun Amerika ile birlikte dünyayı yönetiyoruz.
Kadir Mısıroğlu: Büyük Orta Doğu projesi Türkiye için nimettir.
Cübbeli Ahmet ve avenesi: İsrail ile uğraşılmaz, onlarla ticareti kesmemeliyiz.
İspanya Başbakanı Sanchez: Topraklarımızı, Amerika'nın ve İsrail'in zulmünü gerçekleştirmesi için kullandırtmayacağız.
Körfez Sünni Müslüman ülkeleri: Başka bir Müslüman ülkeyi vurmak için, İsrail ve ABD topraklamızı dilediği gibi kullanabilir.
İtalya Başbakanı Meloni: İran'ı vurmak için bizim hava üstlerimizi kullanamazsınız.
Papa 14. Leo: Trump'tan korkmuyoruz.
Şimdi hangisinin hamdini, şükrünü ve duruşunu Allah kabul edecek?: Şüphesiz ki İspanya ve İtalya Liderlerinin ve Papa'nın duruşunu.
Allah'ın ayette apaçık belirttiği gibi: Kurtuluş ne Müslümanların ne de Ehl-i kitabın vehimlerine göre olacak.
Demek ki kurtuluş ancak sağlam, cesur, ilkeli bir duruşla duranların olacak.
Ve net olarak söylüyorum!:
Müslüman olmak için "Müslüman olmak" yetmeyeceği gibi, zulüm karşısında Müslümanca davranmak için "Müslüman olmak" gerekmez!
İman etmenin hangi davranışa, hangi duruşa, hangi ilkelere, hangi restlere, hangi itiraza, hangi isyana, hangi bedele denk düştüğünü Müslümanlar olarak en baştan, ta baştan düşünmemiz gerekiyor.
Apaçık görüyoruz ki: Müslümanca davranmak için "Müslüman olmamız" yetmiyor! Zulüm karşısında Müslüman olmayanların "Müslümanlığı" kadar bile Müslüman olamadığımız apaçıktır!
Avrupa'da ve dünyanın diğer yerlerinde Müslüman olmadıkları halde, milyonlarca insanın "Müslümanca" tepkilerini saymıyorum bile!
Tekrar söylüyorum:
Müslüman olmak için "Müslüman olmak" yetmez! Zalime Müslümanca tepki göstermek için de Müslüman olmak gerekmez!
Şapkayı, takkeyi, kippayı, sarığı, kalpağı önümüze koyup iyice düşünelim!
Bu yazıma karşıma da ergence, cahilce, bedevice tepinerek tepki gösterenlerin olacağını biliyorum. Ama Allah "Elhamdülillah Müslümanım!" dememize değil, Müslümanlığın gereğini yapıp yapmadığımızı soracak. Namazlarımızın, oruçlarımızın ve diğer ibadetlerimizin bizi hangi iyiliğe, hangi dik duruşa, hangi isyana, hangi reste, hangi bedeli ödemeye sevk ettiğine bakacak! Öyle tepinmeye, sövmeye saymaya gerek yok! Oturup iyice bi düşünün, düşünelim..


