Ege Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Sezer Altan, gastronominin artık turizmin merkezinde yer aldığını ve yalnızca yemek değil, bir kültür, ekonomi ve markalaşma aracı olduğunu vurguladı. Altan, gastronominin bir toplumun kendini ifade etme biçimi olduğunu ve bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin sofralarından anlaşılabileceğini belirtti.
SEYAHAT ANLAYIŞI DEĞİŞTİ: HİKÂYELİ SOFRALAR ÖNE ÇIKTI
Altan, turistlerin artık geleneksel deniz-kum-güneş tatilleri yerine, hikâyesi olan sofralar için seyahat ettiğini açıkladı. Bu değişimle birlikte gastronominin turizmin birinci önceliği haline geldiğini söyledi. Gastronomi turizminin sezonluk olmadığını vurgulayan Altan, Ege Bölgesi'nin zeytinyağı, deniz ürünleri, otlar ve yerel mutfağıyla büyük bir avantaja sahip olduğunu, önemli olanın bu zenginliği doğru hikâyelerle markalaştırmak olduğunu ifade etti.
YEREL ÜRETİCİ VE COĞRAFİ İŞARETLERİN ÖNEMİ
Altan, gastronominin tarım ve yerel üreticiye doğrudan katkı sağladığını, yerel ürünlerin restoranlarda kullanılmasının hem ekonomik hem de kültürel değer yarattığını belirtti. Coğrafi işaretli ürünlerin kültürel mirası koruduğunu ve tüketiciye güven sunduğunu söyledi. Türkiye'de bin 781 coğrafi işaretli ürün bulunmasına rağmen, Avrupa Birliği tescilli ürün sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.
EGE'Yİ BÜTÜNCÜL BİR DESTİNASYON OLARAK TANITMA HEDEFİ
Altan, Ege'nin gastronomi, kültür, tarih ve doğayla birlikte bütüncül bir destinasyon olarak tanıtılması gerektiğini ifade etti. Kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla iş birliğine hazır olduklarını belirtti. Michelin yıldızlarının sevgi ve tutkuyla yapılan işlerin doğal sonucu olduğunu dile getirdi. Hedeflerinin Ege'yi sadece mutfağıyla değil, kültürü ve doğasıyla birlikte dünyaya tanıtmak olduğunu, her yemeğin bir hikâyesi olduğunu ve bu hikâyelerle Ege'yi güçlü bir gastronomi markası haline getirmek istediklerini söyledi.





