TÜBİSAD Plus'ın son bölümü, yapay zekânın kurumlardaki yerini ve geleceğini mercek altına aldı. Tartışmalar, bu teknolojinin sadece geçici bir heves olmaktan çıkıp, sürdürülebilir bir üretim modeline nasıl entegre edilebileceği üzerine yoğunlaştı. Veri yönetimi, organizasyonel dönüşüm ve doğru kullanım senaryoları masaya yatırılırken, Türkiye'deki mevcut durum da çarpıcı verilerle ortaya kondu.
YÜZDE 60'I YAPAY ZEKÂ KULLANIYOR
Programın dikkat çeken isimlerinden Can Bakır, yapay zekânın artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. "Asıl mesele yapay zekâ dalgasından kaçmak değil, o dalgada nasıl ilerleyeceğimizi belirlemek" diyen Bakır, Türkiye'deki kurumların yapay zekâyı aktif olarak kullandığına dair önemli bir istatistik paylaştı. Geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmaya göre, kurumların yüzde 60'ının çeşitli alanlarda yapay zekâ teknolojilerinden faydalandığı belirtildi. Bu durum, yapay zekâ girişimciliğinin de ne denli hareketli olduğunu gösteriyor; İş Kuleleri'nde ağırlanan 100 yapay zekâ girişiminin tamamının gelir elde eden şirketlerden oluşması, bu alandaki potansiyeli gözler önüne seriyor.
YERLİ GİRİŞİMLERE YÖNELME ZAMANI
Ancak Bakır, Türk yapay zekâ girişimlerinin kullanım oranının henüz istenilen seviyede olmadığını belirterek, kurumlara yerli teknolojilere daha fazla yönelme çağrısında bulundu. "Ekosistemin büyümesi için kurumların Türk yapay zekâ şirketlerini tercih etmesi önemli" ifadeleri, yerli üretimin desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor. Yapay zekânın istihdama etkisine dair değerlendirmeler de yapıldı. Teknolojinin iş dünyasında bir dönüşüm yarattığı ancak henüz köklü bir değişim oluşturmadığı belirtildi. Özellikle giriş seviyesindeki işe alımlarda bir azalma gözlemlendiği, bunun hem yapay zekânın bazı görevleri üstlenmesinden hem de sektörün dönüşüm beklentisinden kaynaklandığı ifade edildi.






