Siber güvenlik mühendisi ve yapay zeka uzmanı Daniel Miessler, iş dünyasında büyük bir tartışma başlatan bir iddiada bulundu: 'Şirketler için ideal çalışan sayısı sıfırdır.' Bu görüş, yapay zekanın insan emeğinin yerini alacağı endişelerini yeniden alevlendirdi.
İNSAN EMEĞİNİN SONU MU GELİYOR?
Miessler, kendi blogunda yayımladığı bir yazıda, insan işçilerin artık 'modasının geçtiğini' ve bu gerçeği kabul ederek yapay zeka devrimine uyum sağlamamız gerektiğini savundu. Fortune dergisine verdiği röportajda ise bu tezi daha da netleştirerek, fabrikalardan makine başına kadar tüm geleneksel işlerde çalışan insanların yerine makinelerin geçmesi gerektiğini belirtti. Ona göre şirketlerin nihai hedefi, hiçbir insan işçiye ihtiyaç duymadan operasyonlarını yürütmektir.
SANAYİ DEVRİMİ'NİN SON AŞAMASI MI?
Miessler'in temel argümanına göre yapay zeka, bir asırdır devam eden Sanayi Devrimi'ni tamamlayacak bir araç niteliğindedir. Bir şirketin en verimli ve sorunsuz halinin, insanlara ödeme yapma zorunluluğu olmadan, tüm işi makinelerin üstlenmesiyle mümkün olacağını öne sürüyor. Bu durum, işverenlerin her zaman insan gücü yerine otomasyonu tercih edeceğini gösteriyor.
TEKNOLOJİK FEODALİZM TEHLİKESİ
Miessler'in bu radikal yaklaşımı, yapay zeka altyapısını ve modellerini kimin kontrol edeceği sorusunu gündeme getiriyor. Eleştirmenler, bu senaryonun insanlığı teknolojik bir feodalizme sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu tabloda, toplumun büyük bir kısmının, birkaç teknoloji devine hizmet eden, yapay zekaya bağımlı 'kiracılar' haline geleceği endişesi dile getiriliyor. Fransız çalışma sosyoloğu Juan Sebastian Carbonell ise asıl meselenin teknolojinin işçilerin yerini alması değil, çalışma koşullarını kötüleştirmek ve ücretleri düşürmek için bir araç olarak kullanılması olduğunu vurguluyor. Carbonell'e göre mücadele, 'insanın gereksizleşmesi' üzerine değil, 'yeni teknolojilerin kimin çıkarlarına hizmet edeceği' üzerine olmalıdır.




