Nilüfer Belediyesi'nin ev sahipliği yaptığı Kalp Sağlığı Haftası etkinlikleri, toplum sağlığının en kritik konularından birini, yani kalp ve damar hastalıklarını mercek altına aldı. "Nilüfer'de Kalbiniz Bize Emanet" sloganıyla düzenlenen söyleşide, bu sinsi hastalıkların kökenlerinin aslında çocukluk çağındaki yanlış beslenme ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarına dayandığı gerçeği bir kez daha çarpıcı bir şekilde ortaya konuldu.
OBEZİTE PANDEMİSİ ÇOCUKLUKTAN BAŞLIYOR
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu'nun moderatörlüğündeki etkinlikte, özellikle çocuk kardiyolojisi alanında önemli uyarılarda bulunuldu. Prof. Dr. Fahrettin Uysal, Türkiye'de her üç çocuktan birinin fazla kilolu olmasının altını çizerek, obeziteyi bir halk sağlığı pandemisi olarak tanımladı. Hastalıkların önlenmesinde çocukluk çağının kritik önemini vurgulayan Uysal, "Paketli gıdalar ve fast-food tarzı beslenmeyi hayatımızdan çıkarmak zor olsa da minimuma indirmeliyiz. Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa risk artar ancak genetik miras, iyi beslenme ve doğru alışkanlıklarla yönetilebilir" dedi. Bu durum, ailelerin beslenme tercihlerinin çocukların gelecekteki sağlıklarını ne kadar derinden etkilediğini gözler önüne seriyor.
KALBİ TEHDİT EDEN GÖRÜNMEZ RİSKLER
Türkiye'de her yıl yaklaşık 200 bin kişinin kalp-damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiği gerçeği, Prof. Dr. Alparslan Birdane tarafından dile getirildi. Yaş ve cinsiyet gibi değiştirilemez risk faktörlerinin yanı sıra, hipertansiyon, diyabet, tütün kullanımı, yüksek kolestrol, hareketsizlik, obezite ve stresin kalp sağlığını tehdit eden başlıca etkenler olduğu belirtildi. Birdane, diyabetin tek başına ciddi bir koroner arter hastalığı riski taşıdığını vurgulayarak, genetik mirasın kader olmadığını, yaşam tarzı seçimleriyle hastalıkların seyrinin değiştirilebileceğini söyledi. "Kaderimiz genetiğimiz ile yaşamdaki risk faktörleri arasındaki o yapbozda gizli. Almış olduğumuz genetik mirası, sağlıklı yaşam tercihlerimizle değiştirebilir, hastalıkların önüne geçebiliriz" sözleri, bireylere kendi sağlıklarının kontrolünü ele alma çağrısı niteliğindeydi.




