İstanbul'un telaşlı yaşam temposu, sofralarımızı giderek daha fazla dışarıdan gelen hazır yemeklerle dolduruyor. Ancak Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Doğan, bu yaygınlaşan alışkanlığın, göz ardı edilemeyecek bir tehlikeyi beraberinde getirdiğini vurguluyor: Kalp ve damar hastalıkları riskinin ciddi şekilde artması.
HAZIR YEMEKLERİN GİZLİ TEHLİKELERİ
Prof. Dr. Doğan, özellikle fast food ürünlerinin içerdiği yüksek kalori, aşırı tuz ve şeker oranına dikkat çekiyor. Bu ürünlerde kullanılan yağların büyük çoğunluğunun sağlığa zararlı trans yağlar olduğunu belirten Doğan, lif ve antioksidan açısından fakir olmalarının da cabası olduğunu ekliyor. Bu sağlıksız bileşenler, sadece anlık bir tokluk hissi vermekle kalmıyor, aynı zamanda iştahı tetikleyerek daha sık ve fazla yeme eğilimini körüklüyor. Sonuç kaçınılmaz: Kilo artışı ve obezite, kalp sağlığının en büyük düşmanlarından ikisi olarak karşımıza çıkıyor.
UZUN VADEDE KADERİ BELİRLEYEN SEÇİMLER
Fast food tüketiminin etkileri kısa vadede halsizlik ve uyku haliyle sınırlı kalmıyor. Prof. Dr. Doğan, bu tür beslenmenin uzun vadede diyabet gelişimine zemin hazırladığını ve aşırı tuz tüketiminin ise hipertansiyon riskini katladığını belirtiyor. Yüksek kalorili ve işlenmiş gıdalar, obezite başta olmak üzere hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi pek çok hastalığın bir arada görüldüğü metabolik sendromun tetikleyicisi oluyor. Bu karmaşık tablo, kalp damar hastalıkları riskini adeta fırlatıyor. Sağlıklı bir kalp içinse çare yine evimizin sıcaklığında, özenle hazırlanan yemeklerde gizli. Tuz ve şeker oranını kontrol edebildiğimiz, katkı maddelerinden uzak durabildiğimiz ev yemekleri, gerçek gıdaları tercih etmenin ve doğal, mevsiminde ürünleri sofraya taşımanın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.




