Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, soğuk havaların kalp sağlığı üzerindeki potansiyel risklerine dikkat çekerek, kalp hastalarının bu dönemde alması gereken önlemleri sıraladı. Koylan, soğuğun tansiyonu yükselterek kalbe binen yükü artırabileceğini ve susuzluk hissinin azalmasına rağmen sıvı alımına özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.
SOĞUK HAVA KALP SAĞLIĞINI NASIL ETKİLİYOR?
Prof. Dr. Nevrez Koylan, soğuk havalarda vücudun ısı kaybını önlemek amacıyla damarlarını daralttığını açıkladı. Bu daralma sonucunda tansiyonun yükselebileceğini ve kalbin kanı vücuda daha fazla pompalamak için daha çok çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Artan bu efor, kalbin oksijen ihtiyacını yükseltirken, daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını güçleştirebiliyor. Özellikle 40 yaş üstü bireylerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı gibi risklerin varlığı göz önüne alındığında, bu durum göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riskini artırabiliyor.
SIVI KAYBI VE NABIZ ÖLÇÜMÜNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Soğuk ve kuru havalarda susama hissinin azaldığını ancak vücudun fark edilmeyen terleme ve solunum yoluyla sıvı kaybetmeye devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Koylan, kalp ve damar sağlığı riski taşıyan kişilerin yeterli sıvı alımının önemine değindi. Susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi gerektiğini, dışarıda geçirilen zamanlarda ise 20-30 dakikada bir birkaç yudum sıvı alınmasının faydalı olacağını belirtti. Koylan ayrıca, soğuk havanın bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörlerinin doğruluğunu etkileyebileceğini, damarların daralmasıyla kan akışındaki değişimlerin sensörler tarafından hatalı okunabileceğini söyledi. Bu nedenle, daha güvenilir sonuçlar için göğüs bantları gibi elektriksel sinyallerle kalp atışını ölçen cihazların tercih edilmesi gerektiğini önerdi.





