Yurt dışında daha parlak bir gelecek hayali kuran pek çok gencin aksine, 25 yaşındaki Yusuf Can Özertay, İtalya ve Amerika'daki yoğun meslek deneyimlerinin ardından rotasını Türkiye'ye çevirdi. Gastronomi eğitimini tamamladıktan sonra Erasmus programıyla İtalya'ya giden ve burada ünlü şeflerden geleneksel İtalyan makarnasının inceliklerini öğrenen Özertay, ardından Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık bir buçuk yıl çalıştı. Ancak bu deneyimler onu orada kalmaya ikna etmedi. Tersine, 'ters beyin göçü' olarak adlandırılan akımın dikkat çekici bir örneği olarak, İzmir'de kendi restoranını kurma kararı aldı.
Sıfırdan Bir Marka Yaratma Mücadelesi
İzmir'de Brava Bene adlı restoranın kurucusu olan Yusuf Can Özertay, Türkiye'de aldığı gastronomi ve mutfak sanatları eğitiminin ardından çıktığı uluslararası yolculuğunda önemli tecrübeler edindi. İtalya'da geleneksel mutfakları öğrenirken, Amerika'da ise farklı restoranlarda çalışarak uluslararası mutfak deneyimini pekiştirdi. Ancak Özertay için bu yolculuğun amacı sadece ekonomik kazanç değildi. Kendi ifadesiyle, 'Mesleğimde kendimi geliştirmek, farklı mutfak kültürlerini tanımak istedim. Ama ailem burada, sevdiklerim burada. İnsan sevdiği işi sevdiği insanların yanında yapmalı.' Bu derin bağlar, onu ülkesine geri dönmeye iten en önemli faktörler oldu. Hiçbir sermayesi olmadan, annesinin desteğiyle İzmir'de Brava Bene markasını hayata geçiren Özertay, ilk başlarda uzun çalışma saatlerine rağmen pes etmediğini ve annesinin bu süreçteki en büyük destekçisi olduğunu belirtti. Zorlu koşullarda birlikte çalıştıklarını ve bugün kendi markasını oluşturmanın gururunu yaşadığını ifade etti.
Amerika'dan Getirilen Çalışma Kültürü
Amerika'da kazandığı en değerli deneyimlerden birinin, çalışanlara verilen değer ve motivasyon olduğunu vurgulayan Yusuf Can Özertay, bu anlayışı kendi restoranına taşıdığını belirtti. Patron-çalışan ilişkisinden ziyade bir ekip ruhu oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Özertay, çalışanlarına empatiyle yaklaşmanın başarının temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor. Amerika'daki daha saygılı ve motive edici çalışma ortamını kendi işletmesinde de yaşatmaya çalıştığını belirten Özertay, 'İnsanlar kendini iyi hissettiğinde daha verimli çalışıyor. Ben de kendi işletmemde bunu oluşturmaya çalışıyorum.' diyerek bu kültürel transferin önemini vurguladı. New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli'nin de dikkat çektiği gibi, Yusuf Can Özertay'ın hikayesi, yurt dışında kariyer yapmayı hedefleyen pek çok genç için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Uluslararası deneyimini ve çalışma kültürünü kendi ülkesinde hayata geçiren Özertay, 'ters beyin göçü'nün umut veren yüzlerinden biri olarak öne çıkıyor.





